TÜM YAZILAR

 

 


 

EKİM 2021

Hayatımdan Çaldılar

 

Hayatımdan çalan insanlar var…

Yıllarımı çalanlar, neşemi çalanlar, umutlarımı hayallerimi çalanlar. Yaşama hevesimi kıskanan insanlar benden o kadar çok şey çaldı ki.

Hiç başlamasaydı dediğim arkadaşlıklar. Hafızamdan silmeyi istediğim anlar hatta yıllar. Hafızamdan silemediğim zamanlar, mekanlar. Unutmak istediğim görüntüler. Ne gerek vardı dediğim ortak paylaşımlar. Görmeyi istemediğim burnumun dibinde biten insanlar ve hep hasret kaldığım kıymetlilerim…

Yalan olmasını istediğim acı gerçekler. Asaletten uzak tavırlar. Sahtelik dolu iyimserlikler. Maskeli yüzler. Menfaat beklentili yakınlıklar. Doğrusunu bildiğim bir sürü yalan sözler. Görmek istemediğim ama hep görmek zorunda kaldığım simalar. Hafızamda boşuna yer işgal eden gereksiz tanışıklıklar.

Kimliksiz şahsiyetler. Girdiği kaba göre şekil alanlar. Ortamına göre bukalemun gibi renk değiştirenler. Çirkefliği hak arama sananlar. Hiçbir zaman ulaşamayacağı seviyenin en dibinde yüzenler. Her zaman yanındayım diyen ama hiç olmayan gölgeler. Kıştan daha çok üşüten yürekler. Ömürlük değil yalnızlıkları geçene kadar arkadaş olanlar. Hem haksız hem güçlü olanlar. İyi niyetleri israf edenler. Üzüntüsü sahte olan, gösterişli teselliler. İlk tanışıldığında saygı duyup, tanıdıkça tiksinilen insanlar.

Yalanı kepçe kepçe yutarken, doğruyu damlayla içenler. Kalacak olan yerini, gidecek olan yolunu bilemeyenler. Körler topluluğunda baş tacı edilen şaşılar…

Kalitesizlik paçalarından akarken, asil pozlar verenler. Verdikleri pozları büyülttükçe, küçülenler. Ben sahnedeyken hayatımdan rol çalanlar. En önde görünme çabası ile çırpınıp duranlar.

Affetmek başka, unutmak başka ama bu farkı bilmeyenler. Affedince unuttum sananlar…

Sahteliğin tüm zamanların rekor kırdığı bir devirde yaşıyoruz. Oskarlık oyuncular sahnede. Herşeyi bilenler susarken, cahiller alim rolünde. Bilmiyorum sözü tedavülden kalkmış. Bilen de konuşuyor bilmeyen de. Anlamak için değil cevap vermek için dinliyor. Beyni boş, ağzı dolu insan yığını. Ne de çoklar değil mi? Bizler zihnimizi susturamazken onlar bu kadar boş lafı nereden buluyor? Atalarımızın ‘Boş teneke çok ses çıkarır’ dediği…

Hayatımdan çalan onca insan…

Olmamasını dilediğim ama engel olamadığım insanlar. Geriye dönüp bakıyorum da ne gereksiz insanlar için vakit harcamışım, ne gereksiz insanlar tanımışım…

Yere göğe sığdıramadıklarımı üç, beş cümle ile özetliyorum şimdi. Vazgeçilmez sandığım, aslında katlandıklarımmış. Değmezlere harcanmış bir ömür. Kalbi kırılanı uyku tutmazken, kalp kıran derin uykuda…

Hz. Mevlana demiş ya hani “Bunca sahteliğin benim samimiyetime ihtiyacı var”… Bize özü sözü doğru insan gerek. Söyledikleri ile yaptıkları arasında uçurum olanlar değil. Dert mi? O herkeste var zaten ve kimsenin derdi kimsenin umrunda değil. Herkesin derdi diğerine hikaye…

İnsan insanı eksiltir. Tanıştığımız her insan bizden birşeyler çalar. Hepsinin karakterinden izler taşırız biraz. Benzemek istemediğim insanlarla vakit geçirdim bazen. Şu anki aklım diyorum, ah… Gençliği ömrün sonuna koysalardı da adam akıllı yaşasaydık denilen yerdeyiz.

Şimdiye kadar ben ne kadar benim?..

Benden çaldıklarının toplamı mı hayatım? Belki de…

 

 


 

Eylül 2021

Reyting Uğruna

Dergilere yetişmesi gereken yazılarım var ve sabahın erken saatinden beri bilgisayar başındayım. Kısa bir mola vermek için yazı hazırlığına ara vererek televizyonu açıyorum. Kanalları dolaşıyorum. Kanallar arası geçiş yapıp kapatıyorum. Sonuç; Çoğu gündüz kuşağı programları tam anlamıyla fecaat. Ne ara bu kadar yozlaşmış bir toplum olduk?

Halkın tercihiymiş gibi sunulan, aslında bir takım çıkarlar uğruna manipülasyon eseri popüler kültür kurbanı insanlar.

Reyting uğruna harcananlar ve buna rıza gösterenler… Ailemin, çoluk çocuğumun, komşumun yüzüne nasıl bakarım demeden sergilenen tavırlar ve sarfedilen sözler. Ahlak, maneviyat, toplum, etik kurallar, gelenek görenek, saygı kısaca bizi biz yapan bir çok değerleri hiçe sayan program, programcı ve tabii katılımcılar.

Gösteriş yapmak için sahip olduğu ve olmadığı(!) her şeyi kullanmaktan çekinmeyen, görgüsüzlük ve aç gözlülük had safhada sözde yarışmacılar.

Bunların hepsi az gelişmişliğin bir göstergesi. Hep bir özenti. Keşke özenilenler iyi, kıymetli, faydalı şeyler olsa ama maalesef.

Tüketime adanmış yeni bir nesil. Dildeki yozlaşmadan tutun, ahlaki, dini, kültürel her tür yozlaşmayı beraberinde getiren programlar…

Özel hayatların, özel anların deşifre edilmesi ile mahremiyet duygusu da ortadan kalkmış durumda. Özel hayatın gizliliği diye bir şey kalmadı. Ne varsa ulu orta yaşanıyor. Normalleştirilmeye çalışılırken, iyice anormal olduk. Yaydan çıkmış ok misali kontrolsüz bir şekilde kötüye doğru gidiyoruz. Herkesle herşeyle dalga geçme hakkı buluyoruz kendimiz de sırf izlenebilmek için. Yaşlıya saygı, küçüğe merhamet ortadan kalktı. El üzerinde tutulan ihtiyarlar reyting malzemesi oldu. Herkese laf yetiştirme yarışı, muhattabımızın kim olduğuna bakmadan. Gönlü incinir mi demeden.

Herhalde 30 yıl geriye gitsek, en az 50 yıl ileriye gitmiş olacağız…

 


 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir