TÜM YAZILAR

 


Eylül 2021

 

HUKUKUN İÇİNDEKİ AHLAK NASIL OLMALIDIR ?

Hukukun tam tanımı olmamakla birlikte var olan tanımlara ,itirazlarda güçlü değildir. Hukuka,kanun koyucu otoriteler tarafından saptanan kurallar bütünü denilebilir.Hukuk ile adalet birbirine çok karıştırılan iki kavramdır ve aynı kavramlar değillerdir. Hukuk –ahlak ilişkisi çok tartışılmış,kimi hukuk sosyologları ,hukuk kurallarının içeriğinin ,ahlaki niteliğinden bağımsız olarak,hukukun kendine özgü bir ahlakı olduğunu iddea etmişlerdir.Bir başka deyişle ;hukuk kuralları ahlak kurallarını içermeyebilir. Ancak hukuk kurallarını koyarken hukukun kendine ait kurallarını göz önüne alarak kurallar yaratılırsa kendi iç ahlakını taşıyacağına inanmaktadırlar.Asrın büyük hukukçularından olan L. Fuller alışılmışın dışında hukuk-ahlak ilişkisini  8 ilkeyi göz önüne alarak kurmuştur. Bu ilkeleri şöyle sıralayabiliriz:

  1. Kurallar genel olmalıdır. Bir kişiyi ,zümreyi ,sınıfı göz önüne alarak değil tüm toplumu ilgilendirmelidir.
  2. Kurallar yayımlanmış olmalıdır.Yayımlanan kurallar topluma ulaştırılmalı ve toplumun bundan haberdar olması gerekmektedir.
  3. Kanunlar geçmişe yürür OLMAMALIDIR. Geçmişi dikkate alınarak çıkarılan kanunlar bir özel amaçla çıkarıldığı gibi,birilerini kayırmak veya yıkmak amacıyla da çıkarılmış olabilir. Kaldı ki geçmişteki eylemler geçmişin kurallarına göre değerlendiriliciğinden ,yeni kurallar geçmişe yürümemelidir.
  4. Kanunlar açık ve anlaşılır olmalıdır. Farklı anlamlara gelen sözcükler ve yoruma açık olabilecek kavramlar kullanılmamalıdır.
  5. Kurallar çelişmemelidir.Yeni çıkan , eski veya çıkmakta olan kurallar çelişir ise yargı hüküm verirken büyük hatalara yol açabilir.
  6. Kurallar imkansızı istememelidir.Bu kural yazılı ve sözlü sözleşmelerde de geçerli olan vazgeçilmez bir kuraldır. İmkansız istendiğinde kurallar adaletsiz olduğu gibi uygulaması da zorlaşacaktır.
  7. Çıkarılan kanunlar zaman içerisinde tutarlı olmalıdır. Bir başka deyişle ; zaman şartlarıyla uyumlu olmalıdır.
  8. Kanun koyucuların ve yetkililerin eylemi ,kurallar arasında uyumlu olmalıdır. Yani yetkililerinde bu kurallara uyması gerekmektedir.

Fuller’e  göre yukarıdaki kurallar,göz önüne alınırsa ahlak, hukuk içine    yerleşmiş olur.

Günümüzde en çok tartışılan ,ülkemizde olup olmadığı söylenen, toplumun önem verdiği en büyük kavram yani hukuk kuralları ne yazık ki yukarıdaki prensipler dahilinde çıkarılmamaktadır.Hele 8. madde de belirtilen kural, koyucular tarafından uyulduğu söylenemez.

‘’ Adalet mülkün temelidir. ‘’ özdeyişi tartışılırsa ,adalet ortadan kalkarsa ,mülkün yani devletin temelide ortadan kalkmış olur.

Hepimizin özlediği adalet ,ülkemize gelecekse bizden mücadele ister.

Yusuf Bayraktar

Tıp Profesörü ; Hukukçu

 


 

AĞUSTOS 2021

AYRILIK

Ayrılık sözü, ayrılmak fiilinden türetilmiş bir isimdir. Ayrılmak yerine bölünmek, parçalanmak, dağılmak ve diğer eylemler de kullanılabilir.

Ancak ; ayrılma ve ayrılık sözcüğünün anlamı fiilin ifade ettiğinden çok daha fazlasını içerir. Ayrılıklar hakkında çok şiirler, romanlar ve geniş politik kitaplar yazılmıştır. Tarih boyunca her ulusun kurduğu devletler ayrılmış, batmış, yeniden ortaya çıkmış veya tarih sahnesinden silinmiştir.Ayrılık denince tarihi açıdan bakacak olursak Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılması, Doğu Roma İmparatorluğu’nun tarihten silinmesi, Almanya’nın ikiye ayrılması ve tekrar birleşmesi herkesin aklına gelebilir.

Ancak bizi ilgilendiren en büyük acı ayrılıklar ise Hun İmparatorluğu’nun ayrılması, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun ayrılması, Türkistan’daki devletlerin ayrılması akla gelir. Öyle ki gerçek adı Türkistan olup sonra coğrafi adı olan Orta Asya olarak değiştirilen bu topraklarda aynı dil, aynı kültür, aynı ‘’hars’’ ve dış görünüşe sahip olmalarına rağmen birbirinden ayrılmış devletler görürüz. En iyi örneği Kırgızistan-Kazakistan ayrılığıdır. Benzer bir örnek Rusya Federasyonundaki Tataristan-Başkurdistan gelmektedir.

En acısı ise Azerbaycan’ın çok yakın bir tarihte Güney ve Kuzey Azerbaycan olacak şekilde ayrılmasıdır. Bu ayrılıkta nice ağıtlar, nice şiirler, nice marşlar yazılmıştır. En son Karabağ zaferinden sonra Sayın Erdoğan’ın bir millet ve devleti ikiye bölen Aras Nehri için yazılmış şiiri okuması hem Güney hem de Kuzey Azerbaycan Türklerini ve tabi ki Anadolu Türklerini yeniden düşünmeye sevk etmiş ,gönüllerde küllenen idealleri alevlendirmiştir. Savaş sırasında da gördüğümüz üzere Güneydeki Türklerin Ermenistan’a yapılan yardımları engellemesi ile ayrılıkların bir gün birlikteliğe dönüşeceğini göstermiştir.

Ayrılık denince aklıma Çıldırlı Aşık Şenlik’in şu dizeleri gelir:

“Bu Dünya’da üç nesneden korkaram: Biri ayrılık, biri yoksulluk, biri ölüm.

Ölüm Allah’ın emri, yoksulluk gelip geçer, illa ayrılık, illa ayrılık”

Bir başka deyişle, şair, ölümden de çok ayrılığı önemsemektedir. Azerbeycanın  Kuzey -Güney ayrılığını yine dile getiren şair şöyle demiştir:

Fikrinden geceler yata bilmirem                                                                                                                                                                                                   Bu fikri başımdan ata bilmirem                                                                                                                                                                                                          Neyleyim ki, sene çata bilmirem                                                                                                                                                                                                Ayrılıq, ayrılıq, aman ayrılıq                                                                                                                                                                                                        Her bir derdden olar yaman ayrılıq

Uzundur hicrinden qara geceler                                                                                                                                                                                              Bilmirem, men gedim hara geceler                                                                                                                                                                                            Vurupdur qelbime yara geceler                                                                                                                                                                                                   Ayrılıq, ayrılıq, aman ayrılıq                                                                                                                                                                                                         Her bir derdden olar  yaman ayrılıq

85 yaşında, 1985 yılında vefat eden  ,Güney Azerbaycan Türkü ,büyük şair  Şehriyar ,ayrılıktan o kadar ızdırap çekmiştir ki bütün ömrü Kuzey Azerbaycan ve Türkiye’ye gelmek için mücadele ile geçmiştir. Ne yazık ki öz kardeşlerinin yaşadığı ülkeyi de görmeden dünyasını değiştirmiştir.

Dünya’daki dil, din, mezhep, ırk ve her türlü ayrımcılığa karşı çıkan büyük şair Nazım Hikmet ise;   bir bilim adamına ‘’ sen gökteki yıldızların sayısını ve adını bilirsin, ben ayrılıkların ‘’ gönüllere ve beyinlere hitap eden usta Nazım yurdundan ayrılırken ,dışarıda yazdığı bütün şiirlerinde ayrılığın acısını dile getirmiştir.

Bir şiirinde ‘’Sen Çıplak Bir Yaz Gecesi Yanan Etimsin                                                                                                                                                                          Sen memleketimsin’’ demiştir.

Ayrılıkların ve ayrımcılığın olmadığı,  bir dünya dilerim.

YUSUF BAYARAKTAR

Tıp Profesörü ; Hukukçu


Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir