TÜM YAZILAR

 

 


EKİM 2021

ARABİSTAN YARIMADASINDA TERÖR SEVİCİ BİR ÜLKE: KATAR

 

Dünya’da istikrar ve huzurun devamında bilhassa Orta-Doğu ve Basra Körfezinde  huzurun  devamında başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer körfez ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ile Mısır Devleti ittifakında bu dört ülke; Katar Devletinin terör örgütlerinden başta El-Kaide ile; Birleşmiş M illetler Güvenlik Konseyinin terör listesindeki diğer yasa dışı İslami radikal oluşumlara parasal ve lojistik destekte bulunmasından dolayı Katara 5.haziran.2017 tarihinde; ekonomik, diplomatik ve seyahat alanında tedbirler uygulamaya başladılar. Bu ittifakta Suudi Veliahdı Prens Salmanın terör konusundaki hassasiyeti dikkat çekmiştir.

Ancak Katara uygulanan bu yaptırımlar; Amerika gibi süper güçlerin Katardan sağladıkları menfaatler dolayısıyla yaptırımlar nedeniyle çok zor bir duruma düşen Katarın kara ve hava sınırı üzerinde uygulanan bu ambargodan Katarın kurtarılması için süper ülkeler tarafından Katara yaptırım uygulayan bu 4 ülke ikna edilerek;3 sene süren  ambargo kaldırıldı.

Bu yaptırımların kaldırılmasında yaptırım için ittifak kuran ülkelerin Doha’daki Türk askeri üssünün de kaldırılması şartlarından bir tanesiydi. Fakat DOHA asla bu şartı kabul etmeyerek Türk askeri üssünün kırmızı çizgisi olduğunu Suudi Arabistan ve Birleşik Ülkelerine Türk üssünden vazgeçmeyeceğini ısrar ve kararlılıkla bildirdi.

İngiltere medyasından TIMES gazetesine göre Katar; El-Kaide’nin bir kolu olan El-Nusra terör örgütüne yüz milyonlarca dolarlık fon aktarmıştır. Londra’daki Yüksek Mahkeme; Katar’ın Suriye’deki Katar Emirinin bizzat denetimindeki finans ağırlıklı ofisi; Suriye’de İslami terör örgütü El-Nusra Cephesine milyonlarca doları fonlayarak teröre desteğini gerçekleştirmiştir. Ve yine Londra’daki Yüksek Mahkeme; bahsi geçen ofisin Katar Emirine bağlı olarak teröre destek faaliyetlerini Katarlı iş adamları vasıtasıyla gerçekleştirmektedir şeklinde görüş bildirmiştir.

Obama döneminde başkan yardımcısı ve bugün ABD’nin Devlet Başkanı olan Joe Biden 16 Nisan 2016 yılında Washington’da yapılan dünya güvenliğinde terörizm konulu 50 ülkenin katıldığı küresel toplantıda; Katar’ın radikal cihatçı İslami örgütlerden El- Kaide, El-Nusra, Hizbullah, İhvan ve Hamas olmak üzere bölgede gerekse dünyanın huzur ve istikrarını bozan tüm bu yasa dışı oluşumlara parasal ve lojistik destek sağladığını açıklamıştır.

Orta-Doğunun en büyük ve Katara ait finans kuruluşları olan; Qatar National Bank ile Doha Bank, terör örgütlerine aktarılan fonların kolaylaştırılmasından dolayı Katar; İngiltere tarafından suçlanmaktadırlar.

Katar’ın terör örgütlerine yakınlığı ve onları finanse ettiği göz önüne getirildiğinde başta Arabistan olmak üzere diğer körfez ülkeleri Birleşik Arap Emirlikleri ile Bahreyn gerekse Mısırın 5.Haziran 2017 tarihinde Katar’a uygulandıkları ekonomik, politik ve seyahat yaptırımlarının haklılığı gözler önüne serilmektedir.

Suudi Arabistan Veliahttı Prens Salman; orta-doğu ve körfezde istikrar ve huzurun sağlanmasında büyük bir gayret göstermiştir. Dünya her ne kadar Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçının öldürülmesi olayında Prens Salmanı sorumlu tutmaya çalışmışsa da kanaatimce gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Cemal Kaşıkçının Washington Post Gazetesindeki yazıları analiz edildiğinde Suudi Arabistan ve çevrede huzur ve istikrarı bozmak halkı iç isyana taşımak ve iç kargaşa çıkarma eğilimini göstermektedir. Zaten tüm dünyada bir ülkenin mevcut anayasal düzenini ortadan kaldırmak ve iç kargaşa çıkarmaya teşebbüs etmenin ağır yasaları vardır.

Örneğin Dünyanın enerji ihtiyacının karşılanmasında önde gelen petrol üreticisi ve Arabistan Yarım Adasının en büyük ülkesi olan Suudi Arabistan da istikrarın bozulması; tüm körfez ülkeleri ile orta-doğuyu etkisi altına alacak önemli bir durumdur. Böyle bir durum Orta-Doğu coğrafyasında gerekse körfezde büyük terör olaylarını meydana getirecek dünyanın enerji ihtiyacını karşılayan Suudi Arabistan petrol üretiminde minimum seviyelere inerek böyle bir durum ise; dünyada bir petrol krizinin doğmasına neden olacaktır.

Dolayısıyla Cemal Kaşıkçı; icraatlarıyla Suudi Arabistan ve körfez ülkelerindeki istikrar ve huzurun bozulmasında uluslararası eylemlere girişmiş bir kimliğe sahipti.

ABD’lerinde 2016 yılında yapılan seçimlerde Hillary Clinton ile Donald Trump arasında geçen başkanlık yarışında ABD’leri tarafından Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin; Rus hackerlerin seçimlere müdahale etmesinden dolayı; Amerika’nın içişlerine karışmakla suçlanmıştı. Bu suçlanma Amerikan ve dünya medyasında güncelliğini halen korumaktadır.

ABD’lerinin Başkan Putin’i suçlamasının nedeni; Rus hackerlerin Amerika seçimlerine müdahale ederek Hillary Clinton’ın ABD’lerine başkan olmaması hedeflendiği gösteriliyordu. Bu suçlamalara cevap olarak da Başkan Putin; Amerikan’ın bu iddialarına karşı vatanını seven bazı Rus milliyetçilerin yapmış olabileceğini açık seçik ifade etmiştir.

Aynı böyle bir durum; vatanlarının istikrar ve huzurunu bozmak isteyen Cemal Kaşıkçıyla ilgili ve ona işlenen cinayetin de bir takım Suudi milliyetçiler tarafından yapılmıştır şeklinde bir ifadeyle Başkan Putin’in Amerika’ya karşı yaptığı benzeri bir savunmanın yapılabilmesi çok doğaldır.

Hülasa konuyu özetlersek ben şahsım olarak Prens Salmanın cinayetle bir ilişkisi olmadığı ve onun suçsuzluğuna inanmaktayım.

Zira Prens Salman’ın; dünyada örneklerle teröre finansal destek sağladığı tescillenmiş bir ülke olan Katar’ın üzerinde çok hassas durması dünya barışı ve istikrarında örnek ve kayda değer bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Zaten Prens Salman terör karşıtı bir yapıya sahip olup terör finansörü Katar’a yaptırım uygulamak için körfez ülkeler bazında harekete geçmiş olmakla bir nevi terör sayılan Cemal Kaşıkçı cinayetinde bizzat talimatlarıyla kriminolojik bir suç işleme temayülünü göstermeyeceği de ortadadır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi teröre finansal destek sağlayan dünya iş adamlarına caydırıcı müeyyideler getirmiş, dünyanın istikrar ve huzuru için bu hassas durumu Birleşmiş Milletlere üye olan tüm ülkelere bildirmiş ancak dünyada bir tek ülke olarak Katar; teröre destek ve yataklık yapan kendi iş adamlarını teröre yardımda serbest bırakmıştır. Teröre bu kadar açık destek veren uluslararası arenada böylesine açıkça kendisini belli eden başka bir ülke yoktur.

Hatta bugün dahi Katar Devleti kendi iş adamlarını kullanarak dolaylı olarak cihatçı İslami terör örgütlerine finansal destek sağlamağa devlet olarak açıkça devam etmektedir.

Katar Devleti; dünyanın gözü önünde Afganistan’a 25 yıldır, finansal destek  sağlamaktadır.

Afganistan tüm terör örgütleri için adeta bir yuvadır. Tüm terör örgütlerine eleman büyük çoğunluğu Afganistan’dan temin edilmektedir. Katar; Afganistan’da yasal hükümetlere değil ülkede istikrar ve huzursuzluğun başı olan Taliban’a yardım etmiştir.

Günümüzde Doha’da Amerika’nın Taliban’la görüşebilmesinin tek nedeni; büyük terör örgütü diyebileceğimiz Taliban’a 25 yıldır devam eden Katar’ın finansal destekleridir. Bu sebeple Katar, Taliban’la başka ülkeler için arabulucu rolünü oynayabilmektedir.

Bugün Katar dünya coğrafyasında terör sevici Bir ülke konumundadır. Afganistan’da 25 yıldır Taliban büyük terör örgütüne finansal destek sağlayan Katar; Afganistan topraklarında El-Kaidenin doğmasının alt yapısında etken olarak, örgüte yaptığı büyük finanstan dolayı da  11 Eylül hadisesinde ortalama 3000 kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Amerika her ne kadar kaçırılan 17 uçağın pilotlarının Suudi Kökenli ve vatandaşı olduğunu söylüyorsa da Suudi Hükümetinin bu olayda Katarla iş birliği asla söz konusu olamaz. Çünkü günümüzde Prens Salman; Katara uyguladığı politik ve ticari önlemlerle terör konusundaki hassasiyetini dünyanın gözleri önüne sermiştir.

Burada çok önemli bir nokta var ki; Katar’ın finansal desteğiyle 11 Eylül de dünyayı şok eden El-Kaidenin büyük terör icraatı meydana gelmiştir. CIA Raporundaki Suudi Pilotlar olayı ise; Katar’ın parayla tuttuğu kişilerdir. 11 Eylül hadisesine karışan hiçbir pilot Suudi makamlarıyla irtibatlı olmadığından bu durumdan da asla Suudi Hükümeti sorumlu tutulamaz. Nasıl ki tutulamaz örneğin bugün Suriye’deki terör örgütlerinde DEAŞ, EL-KAİDE ve EL-NUSRA gibi radikal İslami terör örgütleri içerisinde yüzlerce Amerikan gerekse Avrupa Ülkelerin vatandaşlarından oluşan terörist gruplar vardır. Bu gruplardan uluslararası hukuka göre bu ülkeler sorumlu değildirler. Çünkü bu grupların kendi ülkelerinin hiçbir devlet kurumlarıyla bağlantıları yoktur. Kendi serbest iradeleriyle terörist örgütlere katılmışlardır. Dolayısıyla 11 Eylül küresel terör olayına katılan 17 Suudi vatandaşın eylemlerinden asla Arabistan hükümeti sorumlu tutulamaz.

Amerika’nın 11 Eylül makro terör olayında uçakları kaçıran 17 Suudi pilottan dolayı Suudi Arabistan’ı suçlaması asla kabul edilemez ve yukardaki örnek baz alınırsa Amerika’nın yaptığı bir çifte standarttır.

Terörle bağdaşık KATAR; El-Kaide’ye yaptığı finansal destek dünyayı büyük bir felakete götürecek boyutlara ulaşmıştır.90lı yıllarda dağılan Sovyetler Birliği döneminde kontrolsüz kalan nükleer tesisler ve nükleer silah yapımında kullanılan kimyasal materyaller; zenginleştirilmiş uranyum, plütonyum gibi elementler,1992 yıllarında Grozny Kentinde Katar’ın sponsor olmasıyla El -Kaide; Rus Generallerinden satın almıştır.

Bugün EL-Kaide; Katarın sponsor olmasıyla dünyaya büyük bir felakete sürükleyecek bir proje peşindedir.

Örgüt; Afganistan’ın Kandahar Bölgesinde Pakistanlı radikal İslam görüşlü ve nükleer silah yapımında uzman EL-Kaide sempatizanı bilim adamlarıyla New-York şehrinin yarısını havaya uçurabilecek kapasitede bir nükleer silah geliştirmektedir.

Dünyamızı Küresel bir felakete sürükleyecek nükleer terörizmin finansörü hiç şüphesiz Katar Hükümetidir. Dolayısıyla Katar ve iş adamları derhal uluslararası mahkemelerde yargılanmalı ve Katar Devleti ile iş adamlarının uluslararası bütün parasal hareketleri mercek altına alınmalıdır .Katar ve iş adamlarının uluslararası mahkemelerde yargılanabilmesi için tüm dünyadaki Katarın teröre lojistik yardım ve finans sağladığı bilgi ve iddialar yeterlidir.

Prof. Dr. Berkan Yaşar

 


 

Eylül 2021

Küresel Terörizmin Finansörlüğünde Hedefteki Ülke

KATAR

Katar’ın Orta-Doğuyu istikrarsızlaştıran “radikal örgütlere finansal kaynak sağladığı” iddiası üzerine Suudi Arabistan ve Körfez’de müttefik ülkeler; bu ülkeyle diplomatik ilişkilerini kesmişti.

Katar ile Arabistan, BAE’leri, Bahreyn ve Mısır olmak üzere bu 4 ülke arasındaki süre gelen detant ve istikrarlı politikaların sona ermesinin nedeni ise;

Katar’ın; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile başta ABD olmak üzere tüm Avrupa Ülkelerinin terör listesindeki Müslüman Kardeşler (İHVAN) örgütüne açık seçik finansal destek sağladığı ve İhvan teşkilatının başta Mısır olmak üzere tüm Arap ülkelerinde örgütsel faaliyetlerini güçlendirmesine parasal ve politik destek sağlaması olmuştur.

Katar; Birleşmiş Milletler, Avrupa ve Amerikan’ın terör listesine aldıkları HAMAS ile HİZBULLAHA’ a doğrudan alenen finansal destek sağlamış ve yetkilileri ise; bu örgütlerin liderleriyle devamlı temas halinde olmuşlardır.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı Katar’ın radikal ve aşırılık yanlısı ideolojiye finansal destek

Sağladığı belirtilmiştir. Ayrıca İngiltere Hükümeti; Katar Devleti’nin radikal aşırılık yanlısı İslami terör örgütlerine finansal destek sağladığı hususunda bu zengin Arap ülkesini kuşkuyla izlemiştir.

Diğer taraftan ABD Hazine Bakanlığı’nda Terör ve Fİnansal İstihbarat’dan sorumlu David Cohen 2016 yılında Cohen’nin yerine atanan Adam Szubin ; ” terör finansörlerin başta El-Kaide olmak üzere diğer radikal terör örgütlerine mali kaynak sağlamalarına karşı Katar’da etkin ve caydırıcı yasaların bulunmadığını” çok ciddi olarak beyan etmiştir.

2015 yılının aralık ayında İngiltere Parlamento’sunda bir konuşma yapan eski İngiltere Başbakanı David Cameron’un; katar Devletinin ideolojik radikal İslamcı terör örgütlerine mali destek sağlama hususunda yoğun şüphelerin merkezinde olmağa devam edeceğini söylemiştir.

Katar; son 35 yıl içerisinde dünyanın en büyük ve terör örgütlerin anası sayılan radikal ve aşırılık yanlısı TALİBAN Lideri ve savaşçılarıyla çok yakından ilgilenmiş1985 den günümüze dek parasal, lojistik ve silah desteğinde bulunmuştur.

Katar; Afganistan’daki Mevcut seçimlerle iş başına gelmiş demokratik yasal hükümetlerle diyalog içerisinde olmamış, seçimle iş başına gelmiş hükümetlere gerekse ülkede istikrar sağlamak için Afganistan’da bulunan yabancı hatta NATO ülkelerine gerilla savaşıyla terörist faaliyetler içerisinde olan Taliban örgütüne hem parasal ve hem de lojistik destek vermiştir.

Katar, dünyanın terör ve insan hakları yönünden büyük bir  kaygı ve endişe ile izlediği Taliban’la O kadar yakın ilişkilere girdi ki; Doha şehrinde Amerika ile Taliban arasında iyi niyet elçiliğine soyunarak arabulucu rolünü oynadı.

1985 yılından buyana Talibanlara yaptığı mali destek Osama Bin ladin liderliğindeki radikal İslami bir terör örgütü olan El-Kaide’yi çok güçlendi.

Bu örgüt; Dünyadaki terör faaliyetlerini; Katar’ın finansal desteği ile gerçekleştirdi.

El-Kaidenin gerçekleştirdiği ve Amerikan rüyasını bitiren 11 Eylül 2001 terör olayında 3500 kişi terör kurbanı olmuş, Dünya bu hadiseyi; büyük bir korku, heyecan ve endişe ile izlemiştir.

Amerika bu 11 Eylül hadisesinde; her ne kadar Suudi Arabistan’Inda kusuru var diyorsa da; bu fikri tamamen yersiz ve bir mesnete dayanmamaktadır.

Çünkü olay tarihinden çok önce; El-Kaide Lideri Osama Bin Ladin’in vatandaşı olmasına rağmen ülkeye girmesi yasaklanmıştı. Dolayısıyla Katar; 11 Eylül hadisesinin en büyük sorumlusu olup yıllardır Taliban’a finansal destek sağlayarak radikal İslamcı bu terör örgütünün Afganistan topraklarında büyüyerek güçlenmesine önayak olmuştur.

Son çeyrek asırdan daha fazla zamandır Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde terör örgütleri listesinde yer alan Müslüman Kardeşler, Hizbullah, Hamas ve El-Kaide gibi aşırı radikal İslamcı terör örgütleri; Katar tarafından finanse edilmiş, yaptıkları terör olaylarında da tek finansör Katar Devleti olmuştur.

Terör ve terör örgütlerine yıllardır destek veren Katar’ın dünya genelindeki ticareti, finans kaynakları mercek altına alınmalıdır. Hatta terör örgütlerine bağış konusu yasalar altına alınmamış iş adamların mevcut kapitalleri çok dikkatli izlenmelidir.

Bugün Dünyamızı bekleyen nükleer terörizm gündemdedir. Amerika’da Pentagon ve CIA bu konuda kırmızı alarma geçmiştir. Hatta Amerikan Ordusu; bir nükleer terörizm sonrası tatbikatlar yapmaktadır. Eski ABD Başkanı Barack Obama Nisan 2016 tarihinde 50 ülkenin katıldığı güvenlik zirvesi toplantısında nükleer terörizmin çok büyük bir tehdit olduğunu açıklamıştır.

El- Kaideyi yıllardır destekleyen ve onun lideri; Osama Bin Ladine adeta bir kahraman gözüyle bakan Katar; Sovyetler Birliğinin 1991 yılında dağılmasıyla; El- Kaide’nin 1992 yıllarında nükleer silah yapımında kullanılan zenginleştirilmiş uranyum ile plütonyumun Çeçenistan’ın Grozny kentinde Rus generallerinden satın alınmasında sponsor olmuştur.

Sovyetler Birliğinin dağıldığı o tarihlerde Rusya’da Nükleer tesisler ve nükleer materyallerin korunması husussunda büyük bir boşluk oluşmuştu. Katar’ın sponsorluğu ile nükleer maddeleri ele geçiren El-Kaide; Pakistan’lı  radikal İslamcı nükleer bilim adamlarıyla nükleer silah yapımına hız vermiş 2030 lu yıllara doğru dünyamızı büyük bir felaket beklemektedir.

Harward Üniversitesinde güvenlik ve nükleer bir uzman olan Prof. Dr. Graham Allison; nükleer terörizmin ufukta yaklaştığını ve dünya için küresel bir felaket olan bu eylemin kaçınılmaz olduğunu terör adlı kitabında açıklamıştır.

Dünyayı büyük bir felakete sürükleyecek bu eylemin terör örgütü El-kaideye sponsorluk yapan Katar’ı dünya çok yakından izlemelidir. Bunu da terör konusunda çok hassas olan Suudi Arabistan yapmalı ve Katarın tüm finans gerekse gelirlerini mercek altına alarak; terör örgütlerine yardımı bertaraf etmelidir. Dünya güvenliğini tehdit eden Katar; Uluslararası mahkemelerde yargılanmalı ve devletin tüm parasal hareketleri kontrol altına alınmalıdır.

Coğrafi olarak Suudi Arabistan yarım adasının çok küçük bir parçası olan Katar’ın Arabistan Hükümetine ilhaki veya Arabistan’a bağlı bir federe devlet haline getirilmelidir. Dünya ancak bu iki yoldan birinin sağlanması ile Katar’ın terörü ve terör örgütlerini  destekleme ve finansörlüğünü önleyebilir.

Prof. Dr. Berkan Yaşar

 

 


 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir