TÜM YAZILAR

Doç. Dr. Alper YAVUZ

 

 


 

AĞUSTOS 2021

ZAFERLERİN GİZLİ KAHRAMANLARI: SAĞLIKÇILAR

Hekim olarak, insan olarak hayatta istemediğim bir durumdur savaş halinde olmak ancak tartışmalar, kavgalar ve savaşlar insanlık tarihi kadar eskidir. Savaş durumunda çarpışan güçler kadar bu güçlerin arkasında salgın hastalıklarla mücadele eden, yaralıların tedavi ve transfer süreciyle ilgilenen sıhhiye ekipleri uzun yıllardır var olmuştur. Arkeolojik araştırmalarda milattan önce 1600’lü yıllarda (Antik Mısır dönemi) bile savaş sonrası yara tedavisi, kırık tedavisi ve yaranın dağlaması gibi tedavi izlerine rastlanılmaktadır. Ancak her uygarlıkta Antik Mısır döneminde olduğu gibi yara tedavisi tıbbi uygulamalarla olmamış bazen dini, mistik tedavi uygulamalarıda denenmiştir. Antik çağlardan günümüze kadar savaş teknolojisinde ciddi ilerlemeler olmuştur ancak sıhhiye uygulamaları ve harp cerrahisindeki gelişmeler savaş teknolojisiyle paralel seyretmemiştir.

Harp cerrahisindeki ciddi gelişmeler 1500’lü yıllardan sonra başlamıştır. Bu tarihten itibaren özellikle anestezik ve ağrı kesici ajanlar, sterilizasyon uygulamaları ve harp cerrahisindeki yeni keşifler askeri sağlık uygulamalarında ciddi ilerlemelere sebep olmuştur. Turnike uygulamasının keşfi, damarların yakılması yerine bağlanması, yaradaki kurşunun çıkarılması o tarihteki önemli cerrahi uygulamalar arasında sayılabilir. Röntgen’in keşfi askeri sağlık uygulamalarında gelişmeye sebep olan önemli bir gelişmedir. Bu sayede kırık tespiti ve yaradaki kurşun yerinin tespiti sağlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir. Selçuklu Devleti’nden miras kalan sağlık sistemi güzel şekilde işletilmiş ve sağlık alanına ciddi katkıları olan hekimler yetişmiştir. Savaşlarda da ordu muharip sınıf yanında geri hizmet kıtalarında görev alan cerrah, hekim ve sağlıkçı sınıfı askerler savaşlarda büyük hizmet vermiştir. Gerileme döneminde ise yenilikçi adımlar sayesinde şimdiki modern tıp eğitimi ve sağlık hizmetlerinin temelleri atılmıştır. Gerileme döneminde Kırım savaşı esnasında Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunan askeri hastane sayısının İngiltere’deki toplam hastane sayısından daha fazla olması ve 1897 yılında Osmanlı-Yunan savaşında sağlık alanındaki son teknolojik gelişmelerin kullanılıyor olması Osmanlı İmparatorluğunun asker sağlığına ve savaş meydanlarında bile sağlık hizmetlerine verdiği önemin göstergeleridir.

Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemi ve milli mücadele dönemi sağlık alanı açısından da oldukça sancılı geçmiştir. Eğitim hayatını yarıda bırakıp cephede savaşan tıbbiyeliler, malzeme sıkıntısına rağmen canla başla tedavi sunan hekimler, salgın hastalıklarla mücadele etmek için canla başla aşı üreten ve uygulayan sağlıkçılardan günümüzde çok bahsedilmez. Hekim açığı nedeniyle cepheden cepheye koşan, Mekteb-i Tıbbiye-i  Şahane (Günümüz tıp fakültesi) eğitimini bırakıp cepheye koşup şehit gazi olan sağlık ordusu günümüzde olduğu gibi Büyük taarruz ve milli mücadele döneminde de milletinin her daim yanında olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.’ sözü belki de cephede veya cephe gerisinde can siperane çalışan çarpışan gizli kahramalar’a  ithafen söylenmiştir.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun….


 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir