YEŞİL MUTABAKAT EYLEM PLANI – Doç. Dr. Özcan Erdoğan’ın kaleminden…

YEŞİL MUTABAKAT EYLEM PLANI

Ülkemiz daha önceki haftalarda Karadeniz Bölgesinde yaşanan sel baskınlarının yaralarını sarmaya devam ederken, bugünlerde de özellikle Antalya, Muğla, Denizli ve Aydın gibi Akdeniz ve Ege Bölgelerinde ciğerlerimizi yakan, tarihinin en büyük orman yangınları ile başetmeye çalışıyor. Devletimizin tüm imkanlarının yanında yaşam alanımız olan doğayı ve ekosistemi tehdit  eden orman yangınlarını söndürebilmek için halkımız yediden yetmişe tam bir seferberlik havası içinde çaba sarfediyor. Şüphesiz topyekün bu seferberliğin akabinde hepimizin yüreğini yakan orman yangınları en kısa sürede kontrol altına alınacak ve yine Devletimizin öncülüğünde bir seferberlik havası içinde yaraların süratle sarılmasına ve yanan yerlerin yeniden ağaçlandırılmasına başlanacaktır. Ülkemizin hemen hemen her yerinde aynı anda başlayan orman yangınları günümüzün hibrit karakter taşıyan tehdit ve savaşlarını hatırlatma birlikte küresel iklim değişikliği gibi tüm insanlığı yakından ilgilendiren konuların yeniden tartışılmasına yol açmıştır.

Aslında Covid-19 pandemisinin tetiklediği psikolojik ve sosyo-ekonomik sıkıntıların yanında çevremizde duyduğumuz en yaygın sözlerden biri, iklim değişikliğidir. Hepimiz neredeyse Covid-19 pandemisi gibi hayatımızı allak-bullak eden günlük hava değişimlerinden yakınıyoruz. Bununla beraber yaz ortasında aşırı sıcakların yanında alışık olmadığımız, beklenmeyen yağışların yol açtığı sel baskınlarının neden olduğu can ve mal kayıplarını en aza indirmeye çalışıyoruz. Öyle ki, bir yandan aşırı sıcak havalar ve kuraklıklar, diğer yandan da şimşeklerin çaktığı gök gürültülü, şiddetli ve aşırı yağışlar ile fırtına ve hortum gibi olaylar, yol açtıkları çeşitli can ve mal kayıpları ile toplumuzun hayatında derin izler bırakmaktadır. Bilim insanlarının dikkat çektikleri gibi Marmara Denizinde yaşanılan müsilaj sorunun çok yönlü nedenleri olmakla beraber, buzulların erimesinden ve sıcak deniz suyu alanının genişlemesinden dolayı deniz seviyeleri yükseliyor, yükselen deniz seviyesi kıyıları tehdit ediyor, buzulların erimesi okyanus akıntılarındaki dengeyi bozuyor. Yine bunun gibi sıcak bölgelerdeki ısınma bazı bölgelerde daha yoğun yağış olaylarına yol açtı. Bu, sellere ve taşkınlara neden oluyor. Bununla beraber, aşırı kuraklık artıyor. Yüksek sıcaklıklar dünyanın bazı bölgelerinde daha yüksek buharlaşma ve daha fazla kuraklığa neden oluyor. Mahsuller kuruyor. Artan sıcaklık ve aşırı kuraklık, dünya çapında tarım verimliliğinde düşüşe neden oluyor. Kısacası ekosistemler değişiyor. Günlük konuşmalara sık sık yansıdığı gibi mevsimler yer değiştiriyor. Kış mevsiminde yoğun bir kuraklık yaşanırken, yaz mevsiminde de aşırı yağışlar ve seller vukubuluyor. Doğal iklim değişikliklerinin yanı sıra doğrudan veya dolaylı olarak insan faaliyetlerinin meydana getirdiği küresel sisteme zarar vermeleri sonucu oluşan iklimlerin değişmesi olarak tanımlanabilen iklim değişikliği; bizimle beraber yeryüzünde yaşayan tüm canlıların yaşamını olumsuz etkilenmekte, ekosistemdeki mevcut dengenin bozulması tüm canlıları hayatlarını idame ettirebilmeleri bakımından yeni tedbirler almaya zorlamakta, gerektiğinde de doğal seleksiyon tüm acımasızlığı ile devreye girmekte, ayak uyduramayanları döngünün dışına itmektedir.

 

Günümüzde insanlık, Birleşmiş Milletler’in öncülüğünde ekosistemi tehdit eden küresel iklim değişikliğinin yaşamsal olumsuzluklarını giderebilmek için ortak stratejiler ve politikaları uygulamaya çalışmaktadır. Bu amaçla Birleşmiş Milletler Teşkilatına üye 193 ülke tarafından kabul edilen “2030 Sürdürülebilir Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” uygulamaya konulmuştur. Birleşmiş Miller Örgütüne üye tüm ülkelerce kabul edilen ve 2030 yılına kadar ulaşılması gereken temel hedefler arasında; aşırı yoksulluğun tüm dünyada sona erdirilmesi, açlığın yok edilmesi ve tüm insanların bütün yıl boyunca yeterli besine ulaşabilmeleri, küresel olarak bebek ölüm oranının 100 binde 70’in altına indirilmesi, tüm kız ve erkek çocuklarının hür, eşit ve kaliteli temel eğitim almalarının sağlanması, kadın ve kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığın ve şiddetin sona erdirilmesi, herkese güvenli ve ulaşılabilir içme suyu, kanalizasyon ve hijyen imkanlarının ulaştırılması, tüm dünyada güvenilir ve ulaşılabilir enerji imkanlarının sağlanması, en az gelişmiş ülkelerde yıllık en az yüzde 7 ekonomik büyüme, kaliteli, dayanıklı, sürdürülebilir altyapının kurulması ve herkesin bu imkanlara ulaşabilmesi, en az gelir elde eden yüzde 40’lık kesimin, ülke ortalamasının üzerinde ekonomik büyümeye ulaşması, herkesin yeterli, güvenli ve maliyetini karşılayabileceği konut, ulaşım ve toplu taşımaya erişebilmesi, doğal kaynakların etkili kullanılarak üretim-tüketimin sürdürülebilir hale getirilmesi. Gıda israfının yarıya indirilmesi, okyanus, deniz ve su kaynaklarının korunması, ormanlar, toprak ve ekosistemin korunması ve iyileştirilmesi, huzurlu ve katılımcı toplumlar için adaletin sağlanması ve her seviyede kurumların verimli ve hesap verebilir hale getirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma için küresel işbirliği ve az gelişmiş ülkelere kaynak sağlanması ile İklim değişikliği ve sonuçları ile mücadele konusunda acil eyleme geçilmesi gibi (17) başlık bulunmaktadır.

 

Birleşmiş Milletler Örgütünce kabul edilen “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” arasında yer alan iklim değişikliği ve etkileri ile mücadele edebilmek bakımından genel olarak; ülkelerin iklim değişikliğiyle ilgili tehlikelere ve doğal afetlere karşı dayanıklılık ve uyum kapasitesinin artırılması, iklim değişikliği ile ilgili emisyon azaltımı ve uyum önlemlerinin ulusal politikalara, stratejilere ve planlamaya dâhil edilmesi, iklim değişikliği ile ilgili emisyon azaltımı, uyum, olası etkilerin azaltımı ve erken uyarı konularında eğitimin, farkındalık geliştirme ile bireysel ve kurumsal kapasitenin iyileştirilmesi, makul azaltım tedbirleri ve uygulamada şeffaflık bağlamında gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamak için Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi altında özellikle gelişmiş ülkelerce verilen ortak taahhüdün yerine getirilmesi ve Yeşil İklim Fonu’nun sermaye olarak tahsis edilmesi yoluyla bir an önce işler duruma getirilmesi ile iklim değişikliği ile ilgili planlama ve yönetim kapasitesinin artırılması için yeni yöntemlerin teşvik edilmesi gibi temel hedeflerin gerçekleştirilmesi için kendi özel strateji ve politikalarını belirleyerek, eyleme geçmeleri gerekmektedir.

 

16 Temmuz 2021 tarihli ve 31543 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” konulu ve 2021/15 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin temel amacı da Ticaret Bakanlığının öncülüğünde, uluslararası ticaret ve ekonomide meydana gelen hızlı değişim ve dönüşüm karşısında Türkiye’nin kalkınma hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir ve kaynak-etkin bir ekonomiye geçişini desteklemeyi matuf tüm tedbir ve çalışmaların ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca eksiksiz yerine getirilmesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, ekonominin lokomotifi olan ihracatta rekabetçiliğin korunması ve geliştirilmesi, Türkiye’nin Gümrük Birliği sayesinde AB ile sağladığı bütünleşmenin derinleştirilmesine katkı sağlanması hedeflenmekte, Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olan AB tarafından açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı ile öngörülen kapsamlı değişiklikler başta olmak üzere bu alandaki dönüşüme zamanlıca uyum sağlanması ve karşı karşıya kalınabilecek risklerin fırsata çevrilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığı liderliğinde kamu kurum ve kuruluşları ve özel sektör iş birliği içinde Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerine sağladığı entegrasyonun güçlendirilmesi ve yeşil yatırımların Türkiye’ye çekilmesi bakımından önemine dikkat çekilerek, Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın uygulanmasını takip etmek, küresel politika gelişmeleri doğrultusunda çalışmaları yönlendirmek ve gerekli koordinasyonu sağlamak üzere Ticaret Bakanlığının ilgili bakan yardımcısının başkanlığında, Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Çevre ve Şehircilik, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Hazine ve Maliye, Milli Eğitim, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarının bakan yardımcılarının katılımıyla “Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu” tesis edilmiştir.

 

Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu’nun çalışma usul ve esaslarının Çalışma Grubu tarafından belirleneceğini, sekretarya hizmetlerinin ise Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından yürütüleceğini, ilgili Bakan yardımcılarının iştiraki ile oluşturulan Yeşil Mutabakat Çalışma Grubuna yardımcı olmak maksadıyla; ihtisas çalışma grupları oluşturulabilecektir. Tüm çalışma ve toplantılara, ihtiyaç duyulması halinde ilgili kurum ve kuruluşların yanı sıra, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek birlikleri, konu ile ilgili özel sektör temsilcileri de dahil edilebilecektir. Amaç şüphesiz, toplumun tüm kesimlerinin iklim değişikliği ve etkileri konusunda duyarlılık oluşturarak, günümüzde daha yoğunluklu olarak hayatımızı olumsuz etkileyen, küresel iklim değişikliğinin yol açtığı olumsuzlukları bertaraf etmek, gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Şüphesiz bu hedefe ulaşmada, Cumhurbaşkanlığınca oluşturulan Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu önemli bir adımdır. Bununla beraber sel felaketleri ve büyük orman yangınları ile amansız bir şekilde mücadele edilen bugünlerde her bir bireyin kendisini de sorgulayarak, içinde yaşadığımız ve gelecek kuşaklardan ödünç aldığımız çevreyi neden yeterince koruyamadığımızı ve çevreye ve ekosisteme duyarlı bilinçli bireyler olup olmadığımızı sorgulaması da bir o kadar önemlidir. Öyle ki, içinde yaşanılan doğal çevrenin her türlü tehdite karşı korunması topyekün bir sorumluluğu da beraberinde getirir.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir