YAĞMUR SULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ – Sezgin ERÖZBAĞ yazdı

Ülkemizde büyük bir potansiyeli olan yağmur suları sarnıç sistemi uygulamalarının olduğu bazı kırsal alanlar ve dağınık yerleşim yerlerini saymazsak maalesef yeterli bir şekilde değerlendirilmemektedir. Halbuki şehir merkezleri ve diğer yerleşim yerlerinde çok rahat kullanılabilir, kullanılmalıdır da. Özellikle kamu binalarında ve kampüslerde yağmur suyu dağıtım sistemi uygulaması konutlara göre daha etkili ve ekonomiktir. Kaldı ki konutlarda bile bu sistemin rahatlıkla kurulabileceği ve belli bir süre sonra kurulum maliyetini amorti edeceği bilinmektedir.

Yağmur sularının ev temizliği, çamaşır yıkama, tuvalet, araç yıkama, bahçe sulama, havuz ve gölet doldurma, soğutma kuleleri ve yangın söndürme gibi işlemlerde kullanılması hem ekonomik hem de çevresel açıdan oldukça akılcı bir davranıştır.

Bu bağlamda inşaat sektörünün gelişmesi ile birlikte bina içi tesisat sistemlerinin de oldukça geliştiği ülkemizde bina içi yağmur suyu yönetimi ile çatılardan yağmur suyu toplanması yöntemi uygulanarak şebeke suyu kullanımı ciddi ölçüde azaltılabilir.

Buna ilişkin 17-20 Nisan 2019 tarihleri arasında İzmir’de yapılan “Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi” nde;
Su fakiri olma yolunda hızla ilerleyen ülkemizin bunu tersine çevirecek önlemler alması gerektiği, günümüzde suyun bu denli önem arz ettiği coğrafyamızda kullanılamayıp, doğaya karışan yağmur suyu miktarının çok büyük olmasının son derece çarpıcı bir gerçek olduğu, yağmur suyunun toplanıp kullanılmasının bu tehlikenin önüne geçilmesinde önemli bir adım olduğu, şehir şebeke suyunun kullanıldığı her alanda yağmur suyunun doğru standartlara getirilerek kullanılabileceği, yağmur suyunun değerlendirilmesi ile sağlanan enerji tasarrufu, su tasarrufu ve maddi tasarruf ile ülke ekonomisine katkı sağlanacağı, ulusal su politikaları gereği olarak ülkemizin su kaynaklarının kullanımı ve yönetiminde bir devlet politikası oluşturulması gerektiği, oluşturulacak olan yasa, yönetmelikler ve standartlar ile milli servetlerimizden biri olan ve faydalı kullanılamayan yağmur suyunun tam verimde kullanmaya teşvik edilmesi gerektiği, Devletin tüm birimlerinin bu alanda belirlediği strateji ve politikalara uygun çalışmalar yürütmesi ile toplumsal bilinç ve desteğin ortaya çıkacağı, yağmur suyunun toplanıp kullanılmasının ülke ekonomisine sağladığı getirinin ulusal kalkınmamız için gelecekteki yerinin büyük olduğu belirtilmiştir.

Söz konusu kongrede dile getirilen tespitler yerinde olmakla birlikte öncesinde ilgili Bakanlık tarafından bu konuda gerekli çalışmaların başlatılmış olduğunu görmekteyiz.

Nitekim Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Yağmursuyu Toplama, Depolama Ve Deşarj Sistemleri Hakkında Yönetmelik 23 Haziran 2017 tarih ve 30105 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmelikle; yağmursuyu toplama, depolama ve deşarj sistemlerinin planlanmasına, tasarımına, projelendirilmesine, yapımına ve işletilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmış, daha sonra 11 Temmuz 2021 tarih ve 31538 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 2 bin metrekareden büyük parsellerde inşa edilecek yapılara yağmur suyu toplama sistemi zorunluluğu getirilmiştir.

Anılan yönetmeliğin Madde 5/a düzenlemesi;“2000 m²’den büyük parsellerde yapılacak yapıların mekanik tesisat projelerinin; çatı yüzeyinden toplanacak yağmur sularının gerekmesi halinde filtre edilerek bir tankta toplanması ve bina tuvalet sifonlarında kullanılması amacıyla yağmur suyu toplama sistemi içermesi zorunludur. Toplama tankının hacmi; yapının bulunduğu ilin aylık m²’ye düşen en fazla ortalama yağış miktarı ile binanın çatı alanı esas alınarak hesaplanır. Toplanan yağmur suyunun bina tuvalet sifonlarının ihtiyacından fazla olan kısmı, tesisat projesinde gösterilmek suretiyle bahçe veya diğer ortak alanlarda kullanılabilir. İlgili idarelerce yağmur suyu toplama sisteminin daha küçük parsellerde yapılmasına, toplama tankı hacim hesap yöntemine ve ilave kullanım alanlarına ilişkin de zorunluluk getirilebilir. Yağmur suyu toplama tankı, bina bünyesinde veya çekme mesafelerini ihlal etmemek kaydı ile ön, yan ve arka bahçelerde ya da bahçe zemini altında konumlandırılabilir. Toplama tankı tahliye hattı varsa yağmur suyu şebekesine bağlanır, atık su şebekesine bağlanamaz. Gri su sistemi de bulunan binalarda toplanan yağmur sularının bu sisteme verilmesinin mümkün olması halinde yağmur suyu için ayrıca bir toplama tankı yapılma zorunluluğu aranmaz.” Şeklindedir.

Bu düzenleme ile kuraklık sorununun giderek artması da dikkate alınarak 2 bin metrekareden büyük parsellerde inşa edilecek tüm binaların çatılarında toplanan yağmur sularının, bahçe sulama veya arıtılarak bina ihtiyacında kullanılmak üzere bahçe zemini altında bir depoda toplaması amacıyla “yağmur suyu toplama sistemi” yapılması zorunluluğu getirilmiş oldu.

Diğer taraftan söz konusu yönetmeliğin “Yapı Projeleri” başlıklı 57/7-a düzenlemesi ile belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer kurumlara, daha küçük parseller için de bu konuda zorunluluk getirebilmeleri yetkisi verilmiştir.

Dolayısıyla Kamu Yönetimince bu konuda bir kararlılık olduğu ve uygulamaya geçildiğini memnuniyetle görmekteyiz.

Yağmur sularını toplama sistemini sadece su tasarrufu açısından da düşünmemek lazım. Bir faydası da binaların oluklarından akan suların kanal hatlarına karışıp hatlarda şişmeye ve sonuçta kanalizasyon suyunun geri teperek bina ve evlere zarar vermesinin önüne geçilmiş olmasıdır. Hatta bu uygulamanın sel ve taşkınla mücadelede kısmi de olsa faydasının olacağı da göz ardı edilmemelidir.

Sonuç olarak son yıllarda ülkemizde yağış miktarı oldukça düşük kalmış, İstanbul, Ankara başta olmak üzere bazı şehirlerde barajlardaki doluluk oranı alarm seviyesine gelmiştir. Kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini kabul etmeli, her bir damla suyun bizim için çok önemli olduğunu düşünüp ona göre hareket etmeliyiz.

Bu nedenle dünyada atıksuların bile geri kazanılarak tekrar kullanılmasının yaygınlaşmaya başladığı bir dönemde, şehir merkezlerine ve yerleşim yerlerine düşen her bir damla yağmur suyunun değerlendirilmesi önem arz etmekte olup, buna yönelik mevzuatın zorunlu kıldığı yağmur suyu toplama zorunluluğunun 2000 m²’den büyük parsellerde yapılacak yapılar haricinde daha küçük yapılarda da uygulanması yönünde teşvik edici politikalar geliştirilmesi yerinde olacaktır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir