DEVRİM OTOMOBİLİNDEN, DEVRİN OTOMOBİLİNE…

DEVRİM OTOMOBİLİNDEN, DEVRİN OTOMOBİLİNE…

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yerli ve Milli otomobilinin yapılmasına karar verilir. Bu olayla birlikte derdi Vatan, derdi Millet, derdi Türkiye olanların, Vatan aşkının, insan sevgisinin, İnancın, sabrın, azmin hikâyesi ortaya çıkar. Bir kıvılcım, azıcık bir destekle, Türk insanının neleri başarılabileceği anlaşılır. Sadece muhalefet olsun mantığıyla yenilik yapacaklar başarılı olamasınlar diye engeller de konur. İlk yerli ve milli arabamız Devrim’in yapımında ve sonrasında çok bilinmeyenler vardır. Bunların detayına girmeyeceğiz. Ne oldu, nasıl oldu, neden oldu demeye mazeretler sıralamaya gerek yoktur. Engellemek isteyenler arkadan destek verir gibi görünüp, öne çıkardıkları sahte figüran yaygaracılarla her dönem engel olurlar. Yerli otomobil yapma fikirden hoşlanmayanlar, homurdanmaya başlarlar. “Bizden bir şey olmaz, biz yapamayız, biz üretemeyiz” vs. diye mazeretler öne sürerler. Niyetleri akıllarını kiraladıkları, akıl hocalarına yaranmak, Türkiye’nin ilerlemesini engellemektir. Hain ve İşbirlikçiler geçmişte vardı, günümüzde var, yarın da var olacaklardır. Dik duracak yeniliklere açık olacağız. Gençliğe imkan verecek yeni projeler geliştireceğiz. İnadına yapacak, inadına üreteceğiz. Dönelim konumuza. Yerli ve milli otomobil yapılmasına karar verilince işbirlikçiler, toplantı üstüne toplantı yaparlar. Güya Memleket sorunlarını tartışırlar. “Kalkınma – büyüme derler herkes çok şey söyler ama bir adım yol alınamaz. Çözümsüzlükten çözüm çıkarmaya çalışırlar. İnsanların umudunu kırmak için her yol denenir. Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Cemal Gürsel kararlı dik duruşuyla “Yaparız”  Yerli bir otomobil üretebiliriz, diyerek oradaki köhneleşmiş zihniyete adeta meydan okur. Söz ağızdan çıkmıştır bir kere. Araba yapılacaktır. Sayın Cemal Gürsel emir verir bir ekip kurulsun, Cumhuriyet Bayramı’na da yetiştirilsin der. Zaman dar, süre kısıtlıdır. Kısa zamanda ilk yerli ve milli otomobil hazır olacaktır.   Hazırlıklar yapılır çalışmalara başlanır. Emri verende kararlılık ve azim, çalışanlarda umut ve heyecan vardır. Arabanın adı “DEVRİM “olacaktır. Hayal gibidir. Fakat “hayali olmayanın hedefi, hedefi olmayanın geleceği” de olmazdı. Üstelik dar olan sadece vakit değil, imkânlar da kısıtlıydı.

Türkiye’nin ilk ve tek yerli otomobili, Devrim arabası atölyede yapılacaktı! Dönemin şartlarını gözünüzün önüne getirip bir düşünün..!! O günleri yaşayanlardan anlatıla gelen. Basit bir vinç ve küçük el aletleri dışında, otomobil yapmak için gerekli özel bir makine, tesisat, alet, edevat diye hiçbir şey yok! Muhalefet cephesi basını da kullanarak “Çok pahalı – Lüzumsuz!!” ,biz kimiz ki, yapamayız, olmaz, hayal görüyorlar dedirterek manşetler attırır, halkın umudunu kırmaya çalışırlar. Olumsuzlukların ardı arkası kesilmez. Ekip türlü imkânsızlıklar, engellemeler ve olumsuz baskılara rağmen durmadan çalışırlar. Bugün olduğu gibi her işin bir uzmanı vardır. Günlerce uyumaz, boş konuşmaz, sadece işlerini yaparlar.  Türkiye’nin genç, pırıl, pırıl insanlarının gözlerinde sevinç, haklı bir gurur ve tarifsiz mutluluk vardır. Bizim için imkânsız diye bir şey yoktur. Çünkü”imkansız”kelimesinin içinde bile” imkân” vardır, anlayışıyla yola çıkılmıştır. Kısaca yiğit insanlarımız “Biz imkânsız denileni de yaparız” dediler. Türkiye’nin ilk yerli ve milli arabası, “Devrim’i, söz verdikleri güne, 28 Ekim 1961 sabahına yetiştirdiler. O ana kadar işler yolunda gibi gözükse de, iş birlikçiler iş başındaydı. Türkiye’nin gelişmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını istemeyenler, bugün olduğu gibi dün de istemiyorlardı.  Haince planlar yaparak sinsice devreye soktular… Plan çok basit ve netti. Trenle Ankara’ya götürülecek araçta çok az benzin bulundurulacaktı.  Güya protokol ve güvenlik kuralıydı bu… Söylem böyledir fakat gerçek başkadır. Sinsice yapılan bu plan, kötülüğün ilk habercisidir.  Depodaki benzinin tamamına yakını boşaltılır ve sonrası malum sonuçtur. Otomobilin tanıtımı için Meclis binasının önünde tören alanı kurulur. Ankara’da, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, tanıtım yapmak üzere arabaya binip yola çıkar. Her şey hazırdır. “Devrim” çalışıyordu…  Araç bir süre gitse de az ileride tekler ve yolda kalır. Cemal Gürsel buna çok sinirlenir. Bir aksilik olduğu bellidir. Sorun giderilebilirdi ama dinlemedi. Cumhurbaşkanı arabadan iner ve tarihe not düşülecek o bilinen meşhur cümlesini kurar. “Batı kafasıyla otomobil yaparız ama Doğu kafasıyla yakıtını unuturuz. “deyiverir. Otomobilin yapımında dik duran cumhurbaşkanı ne olduysa araca binince kendisi devrilir.

Söylenilen söze bakıldığında yakıtın olmadığı anlaşılmaktadır. Yani sorun otomobilde değil, yakıttadır. Yakıtı koydurup yoluna devam edebilirdi. Fitne fesada fırsat vermez, gördünüz mü biz böyle yaparız diyebilirdi. Ne olmuştu da pes etmişti. Onca emek neden çöpe atılmıştı. Bunların hiç biri önemli değil. Biz Türk milleti olarak arabayı yapmıştık. Söylenilen bu söz üzerine Pusuda bekleyenler amaçlarına ulaşmışlardı. Çok konuşmaya gerek yoktu. Amaç belli, gerçek başkaydı… Benzin koymayı unutmamışlardı aslında…  İşin aslı, protokol kuralları bahanesiyle kurulan tuzaktı…  Biz arabayı yaptık siz ona bakın diyen olmadı. Araba yapıldı fakat gerçekler kimseye anlatılamadı… Dönemin siyasi lideri Cemal Gürsel, dik durabilse, işin aslını araştırıp hainleri deşifre edebilseydi, durum çok farklı olurdu. Umutlar kırıldı, heyecan söndürüldü. İstenen olmuş hain ve iş birlikçiler kazanmıştı. Proje rafa kaldırıldı… Geçmişte “Devrim”!i yolda bıraktılar. Aynı oyunlar farklı boyutuyla günümüzde de uygulandı. Türkiye’nin vizyon projeleri arasında yer alan “TOGG”un üretileceği duyurulunca fitne boş durmadı. Araba falan yok. İnsanları aldatıdırlar, ‘Hani bunun fabrikası nerede ’diye dalgalar geçildi. Tüm engellemelere rağmen Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dik durdu eğilmedi, geri adım atmadı. Yerli ve Milli otomobil yapacak babayiğitler arıyorum dedi. Babayiğitler ortaya çıktı ve başardılar. Türkiye’nin 60 yıllık hayalini gerçekleştirdiler. Geçmişte Devrim otomobilinin önünü kesmeyi başardılar. Bugün devrin otomobili  “TOGG”un önünü kesemediler, engel olamadılar. Türkiye için çifte bayram oldu. Bu bayram tarihe damgasını vurmuştur. Anlamayan anlasın, görmeyen görsün, duymayan duysun. Türkiye’nin otomobili TOGG ezberleri bozmaya geliyor. Togg, 85 milyonun ortak gururudur. “TOGG” yola çıktı. Hayırlı yolculuklar. Başta Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere “Baba yiğitlere helal olsun, kıskananalar çatlasın, yapamazsınız diyenlere kapak olsun.” Yeni başarılara yelken açalım.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir