***************************BASIN AÇIKLAMASI********************************
Değerli Basın, sivil toplum kuruluşlarının federasyon, dernek değerli başkanları ve üye katılımcılar
1821 yılına kadar Yunanistan güneyinde Mora yarım adası Tripoliçe şehrinde Türkler, Yunanlı ve farklı etnik milletler yaşıyordu. Osmanlı himayelerinde yaklaşık 400 yıl huzur ve uyum içerisinde yaşayan Yunanlılar İngiltere Fransa ve Rusya’ nın Osmanlıya baskılarını fırsat bilerek ayaklanmış ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.
Yunan çetecilerin baş komutanları Kolokotronis öncülüğünde “Eterya örgütü” adı altında ayaklanmışlardır. Bu örgüt sanki bir yerden emir almış ilkönce Mayıs 1821’de Atina şehirnde 2000 Türk’ü katletmiş, daha sonra 19 08 1821 de Nevarin şehirnde 3000 Türk’ü katletmiş bu acımasız ve insanlık dışı katliamlarda Türkleri öldürme provası, tekniklerini geliştirmiş ve bu katliamlar sonucu dünyadan hiçbir ses çıkmayınca daha da acımasızcasını “Türklere Ölüm” sloganlarıyla 23/09/1821 Mora yarımadası Tripoliçe şehrinde savunmasız çocuk kadın hamile yaşlı demeden, aralarında Yahudilerin de bulunduğu 40000 Türk’ü hunharca acımasızca önce işkenceyle ellerini sonra kollarını bacaklarını ve gövdelerini ikiye ayırarak daha sonra da başlarını keserek katletmişleridir.
Tüm bu olup bitenler ise bu vahşete sessiz kalan “medeni” modern Avrupa’nın gözü önünde bu soykırımı gerçekleştirmişlerdir. Bu katliamlar canlı bir Türk kalmayıncaya dek devam etmiştir. Canlı kalmayınca kan ile beslenen bu caniler bu sefer de Türk mezarlarından ölülerin kemiklerini çıkarıp yakmışlardır.
Yunan din adamları Türklerin öldürülmesini teşviki için kiliselerde çan çalıyordu. Bu vahşi katliama direnme çağrısında bulunan Tripoliçe kadısı Halim efendi barbar çeteciler tarafından üzerine kızgın yağ dökülerek katledildi. Rumlar katliamda kesilen kafaları piramitler haline getirip gösteriler yapıyordu.
Yunanlı isyanını başından beri destekleyen Avrupalılar bile gördükleri manzarada şaşkına dönmüşlerdi.
Bölgede bulunan Helen dostu Dr. Wilhelm Boldemann katliamın ardından bunalıma girerek kendisini zehirleyerek intihar etmiştir. Amerikalı Tarihçi Justin McCarthy, şu sözlerle dikkat çekmiştir.
“Üç gün boyunca zavallı Türk yerleşimciler, bir vahşiler güruhunun şehvetine ve zulmüne teslim edildiler. Ne cinsiyet ne de yaş ayırt edilmedi. Kadınlar çocuklar dahi. Öldürülmeden önce işkenceden geçirildiler.
Kıyım öyle büyük ölçüde idi ki çetecilerin sergerdesi Kolokotronis’in kendisi bile ” Kasabaya girdiğimde yukarı Hisar kapısından başlayarak Tripoliçe meydanına kadar, atımın nalları hiç yere değmedi” demiştir. İlerlediği zafer kutlama tören yolu, cesetlerden bir örtüyle döşenmişti. Yerde yatan kolsuz bacaksız başsız çocuk kadın yaşlı cansız bedenleri Kolokotronis atının nalları ile tepinerek bir kez daha cesetleri doğramış katletmiştir. Bu nasıl bir vahşettir Allahım katliamdan sonra bölgeye gelen misyonerlerden Rufus Anderson; Yunan otoritelerine göre verdiği bilgiyi şöyle açıklıyor; “Mora’da 80 000 e yakın Türk yaşıyordu. 1829 itibarıyla bunların hiçbiri kalmamıştı. Uzun yıllar İtalya’da yaşayan Dionisios SOLOMOS şair, Türklere yapılan soykırımdan sonra Yunanistan’a dönüyor ve Türkler’e içi nefret dolu Yunanlılara övgü dolu 1823 yılında 158 kıtalık şiir yazıyor. Ve bu şiirle Yunanistan Dünyanın en uzun marşına sahip ülke oluyor ve bu kıtalardaki sözlerin anlamı insanın kanını donduracak cinsten. İşte bazı mısraları;
“Derin okyanus, işte böyle uğuldasın isterdim,
Ve dalgasında boğulsun Her Türk tohumu,
Bak ümitsiz eller nasıl nasıl biçiyor yaşamları
Düşüyor yere kopmuş eller, ayaklar, başlar.
Neden muharebe yavaşladı bir an
Neden azaldı Türkten dökülen kan?
“Pis kanları nehir olmuş ovada akmakta.
Masum otlar su yerine kan içmekte…”
İşte değerli Basın, değerli STK temsilcileri tüm Dünyanın gözü önünde acımasızca bir katliam bu bir acımasızca bir katliam bu bir SOYKIRIMDIR bu bir İNSANLIK SUÇUDUR, KINIYORUZ.
Böyle bir soykırım dünyanın hiçbir yerinde, hiç bir millete hangi dine mensup olursa olsun Müslüman hristiyan veya başka bir inanca sahip asla ve asla yaşanmasını istemiyoruz. Hiç bir vahşet içerikli şiirler yazmak nasip olmasın o katliamda canlarını vermiş atalarımızı rahmetle anıyoruz.
Kabri mekanları Cennet Olsun! 204 yıl geçsede biz bu soykırımı
” MORA KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ.”

































