
Ortadoğu’da Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Yükselen Jeopolitik Rolü
ABD’nin yeni savunma stratejisi doğrultusunda hazırladığı bütçe taslağı, Ortadoğu’daki güç dengelerinde önemli değişimlerin habercisi olarak değerlendirilmektedir. ABD Ordusu Bütçe Direktörü Rebecca McElwain, 2027 mali yılı için 215 milyar doları isteğe bağlı, 37,7 milyar doları ise zorunlu harcamalar kapsamında olmak üzere geniş kapsamlı bir bütçe talep ettiklerini açıklamıştır. Bu bütçenin, ABD’nin uzun vadeli Ulusal Savunma Stratejisini destekleyecek bir yatırım olduğu vurgulanmaktadır.
Savunma Bakanı Pete Hegseth ise toplamda 1,5 trilyon dolara ulaşan savunma bütçesinin, ordunun geleceğe yönelik “paradigma değiştirici” yatırımlar gerçekleştirmesi açısından gerekli olduğunu ifade etmiştir. Bu yaklaşım, ABD’nin küresel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmeye yönelik stratejik hazırlıklarını ortaya koymaktadır.

Ancak bütçe taslağında dikkat çeken önemli bir değişiklik bulunmaktadır. ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2027 bütçe planında, Peshmerga güçlerine yönelik doğrudan eğitim, silahlandırma ve tatbikat desteği için herhangi bir ödenek ayrılmamıştır. Oysa 2026 bütçesinde bu faaliyetler için yaklaşık 61 milyon dolarlık bir kaynak bulunmaktaydı. Bu kalemin tamamen kaldırılması, ABD’nin uzun yıllardır sürdürdüğü vekâlet güçleri üzerinden yürütülen bölgesel güvenlik stratejisinde belirli bir geri çekilmeye işaret etmektedir.
Yeni bütçe planında ise destek doğrudan merkezi kurumlara yönlendirilmiştir. Buna göre Iraqi Ministry of Defense için 38 milyon 600 bin dolar ve Iraqi Counter Terrorism Service için 57 milyon 452 bin dolar olmak üzere toplamda 96 milyon doları aşan bir ödenek talep edilmiştir. Bu durum, güvenlik yükünün büyük ölçüde Iraq merkezi yönetimine devredilmesi anlamına gelmektedir.
Ortaya çıkan bu yeni tablo, özellikle Erbil merkezli güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. ABD’nin bölgedeki doğrudan destek mekanizmalarını azaltması, bölgesel aktörlerin rolünü daha belirleyici hâle getirmektedir. Bu noktada Turkey, güvenlik, diplomasi ve ekonomik kapasitesiyle Ortadoğu’da giderek daha merkezi bir konuma yükselmektedir. Sınır güvenliği, terörle mücadele ve bölgesel istikrar konularında Türkiye’nin üstlendiği rol, Ankara’nın stratejik ağırlığını belirgin biçimde artırmaktadır.
Bununla birlikte bölgedeki dönüşüm yalnızca askeri dengelerle sınırlı değildir. Ekonomik ve lojistik koridorlar da yeni jeopolitik rekabetin önemli unsurları hâline gelmiştir. Türkiye’nin öncülük ettiği ulaştırma ve ticaret hatları, Asya ile Avrupa arasındaki bağlantıların yeniden şekillenmesinde kritik rol oynayabilir. Bu çerçevede Belt and Road Initiative gibi büyük ölçekli projelerle uyumlu geliştirilecek bölgesel iş birlikleri, Türkiye’yi Avrasya ticaret yollarının merkezlerinden biri hâline getirme potansiyeline sahiptir.
Ortaya çıkan yeni jeopolitik ortam aynı zamanda Türk dünyası arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel bağların güçlenmesine de zemin hazırlamaktadır. Bu süreçte Organization of Turkic States çatısı altında gelişen iş birlikleri, Türk devletleri arasındaki dayanışmanın daha kurumsal ve stratejik bir boyuta taşınmasına katkı sağlamaktadır.
İlerleyen dönemde Avrasya merkezli güç dengelerinde yeni bir yakınlaşma sürecinin ortaya çıkması beklenmektedir. Bu çerçevede Turkey, China, Russia ve Iran İTTİFAKİ arasında gelişebilecek stratejik iş birlikleri, bölgesel dengelerin yeniden şekillenmesine katkı sağlayarak Türkiyenin TURAN in merkezi olarak Türk Devletleri Teşkilatının dahada güçlenmesine çok katkı sağlayacak pozisyona taşıyabilir. Aynı süreçte United States’in Ortadoğu’daki askeri ve siyasi varlığını azaltması durumunda, Iraq ve Syria gibi ülkelerin de yeni bölgesel denge arayışları kapsamında Avrasya merkezli iş birliklerine daha fazla yakınlaşması muhtemel görülmektedir.
Böyle bir jeopolitik ortamda Turkey, tarihî, coğrafi ve stratejik konumu sayesinde Avrasya’nın merkez ülkelerinden biri olarak öne çıkabilir. Bir yol kuşak projesinin yön verici merkezi olacaktır, Türk dünyası ile gelişen siyasi ve ekonomik bağların güçlenmesiyle birlikte Türkiye’nin, Avrasya ticaret ve ulaşım ağlarının şekillenmesinde yön verici bir rol üstlenmesi mümkün görünmektedir. Bu bağlamda Türkiye, Türk dünyasının merkezi konumunda yer alarak bölgesel iş birliklerini güçlendiren ve büyük ulaştırma koridorlarının yönünü belirleyen stratejik bir aktör hâline gelebilir.
Erkin SABİT ŞAVUOT
(bilgisayar yüksek mühendisi,
Araştırmacı yazar).
Turan Konfederasyonu Genel Başkanı .
Ankara Meclisi Anadolu Birliği gbşk yrd.
Uygur Federasyonu Genel Başkanı.
Dünya Barış elçileri uzakdoğu direktörü.
Uluslararası basın yayın konfederasyonu diplomasi direktörü.
Uzakdoğu iş adamları yatırım finans konseyi temsilcisi .
Turan Kızılelma Teşkilatı genel başkanı
Turan Devletleri Teşkilatı TDT Stratejik Araştırma Bşk.
İletişim 05357951111,05369820000
erkinsabit158@gmail.com
