“Sınıflar Mezarlık Olmasın: Fatma Nur Öğretmenin Ardından Bir Vicdan Hesabı”

“Sınıflar Mezarlık Olmasın: Fatma Nur Öğretmenin Ardından Bir Vicdan Hesabı”

Bir ülkenin çöküşü sessiz başlar. Önce kelimeler sertleşir, sonra bakışlar, sonra eller…
Ve bir gün, çocukların kalem tutması gereken elleri bıçak tutar.

44 yaşındaki biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, kendi öğrencisi tarafından sınıfında katledildi. Bir öğretmen… Bir anne yüreği… Bir gelecek taşıyıcısı… Sınıfında, tahtasının önünde, bilgi anlatırken hayattan koparıldı. Bu bir “olay” değildir. Bu, bir toplumsal çöküşün kanlı imzasıdır.

Okullar; güvenli limanlar olmalıydı. Çocukların sığındığı, hayallerini büyüttüğü yerler. Ama artık öğretmenler derse girerken kapıyı arkalarından tedirgin kapatıyor. “Acaba bugün ne olacak?” korkusuyla. Bu nasıl bir zamandır? Öğretmenin öğrencisinden korktuğu bir çağda yaşıyoruz.

Evet, çocuklarımızın bir kısmı derin psikolojik travmalarla büyüyor. Parçalanmış aileler, şiddetin sıradanlaştığı ekranlar, öfkeyi besleyen sosyal medya, değer erozyonu… Ama hiçbir travma, bir öğretmenin hayatını almaya mazeret olamaz. Hiçbir psikolojik bozukluk, bir insanın canını kutsal olmaktan çıkarmaz.

Bugün küçük yaşta suç oranları artıyor. Çeteleşme, bıçak taşıma, saldırganlık yaşı düşüyor. Henüz hayatı tanımadan ölümle tanışan bir nesil yetişiyor. Bu sadece bireysel bir sorun değil; sistemsel bir ihmal, toplumsal bir körlüktür. Rehberlik hizmetleri yetersiz, psikolojik destek mekanizmaları zayıf, aile- okul iş birliği kırık. Ve sonuç? Tahtaya yazılan dersin yerine, kara bir haber yazılıyor.

Dünyaya baktığımızda da tablo farklı değil. Masum bebekleri, sivilleri, öğretmenleri, çocukları katleden karanlık bir zihniyet gezegenin dört bir yanında kan akıtıyor. Şiddet artık bir dil haline geldi. İnsanlık, vicdanını kaybettikçe silahını keskinleştiriyor.

Ama biz en çok kendi evimizin içindeki yangını konuşmalıyız.
Çünkü ateş artık sınıflarda.

Bir öğretmeni öldürmek, sadece bir insanı değil; yüzlerce öğrencinin hafızasını, bir okulun ruhunu, bir toplumun saygı duygusunu öldürmektir. Öğretmen, devletin en sade ama en güçlü temsilcisidir sınıfta. Ona uzanan el, aslında geleceğe uzanmıştır.

Fatma Nur öğretmen artık yok. Onun öğrencileri bu travmayla yaşayacak. Meslektaşları korkuyla ders anlatacak. Ailesi tarifsiz bir boşlukla uyanacak her sabah. Peki biz ne yapacağız? Birkaç gün konuşup unutacak mıyız? Yoksa gerçekten yüzleşecek miyiz?

Bu yazı bir ağıt değil yalnızca. Bu bir öfke metnidir.
Çünkü artık yeter demek zorundayız.

Okullarda gerçek güvenlik sağlanmalı. Psikolojik sorunlar erken teşhis edilmeli. Şiddete sıfır tolerans uygulanmalı. Aileler sorumluluk almalı. Medya dili değişmeli. Ve en önemlisi, öğretmene yeniden hak ettiği saygı kazandırılmalı.

Bu son olsun.
Bir daha hiçbir öğretmen, öğrencisinin elinden ölmesin.
Bir daha hiçbir çocuk, katil olarak anılmasın.

Fatma Nur Çelik’in adı bir istatistik değil; bir vicdan çağrısıdır.

Unutmayacağız. Unutturmayacağız.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir