
Yeryüzünde yaşayan 2.000.000.000 (iki milyar) müslüman, 11 ayın sultanı olan Ramazan ayına kavuşmanın sevincini, huzurunu ve mutluluğunu yaşıyor… Bizi bu yılın Ramazan ayına kavuşturan ve bu mutluluğu yaşatan Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Ramazan ayı, mü’minler için büyük bir fırsat ve ganimet ayıdır. Ramazan ayı, İlahi rahmet ve mağfiretin fevc fevc yeryüzüne indiği, bereketin arttığı, huzur ortamının oluştuğu kudsi bir aydır.
Ramazan ayı, birlik, beraberlik, dayanışma ve yardımlaşma ayıdır. Ramazan ayı, fakir, yetim, kimsesiz ve yardıma muhtaç insanların
daha fazla sevindirildiği mübarek bir aydır.
Ramazan ayı, faziletlerle, iyilik ve güzelliklerle dopdolu olan bereket ayıdır.
Hidayet, nur, feyiz ve şifa kaynağı olan Kur’an-ı Kerim bu ayda nazil olmuş, nefisleri terbiye eden oruç bu ayda farz kılınmıştır. Mübarek Kadir Gecesi bu ayın son on gününün tekleri içindedir.
Bu ayda tutulan oruçların sevabı diğer günlerde veya aylarda tutulan oruçlarla mukayese edilemeyecek kadar çoktur.
Bir yıl boyunca insanı isyana zorlayan, günah işlemeye sevk eden, ibadet, dua ve niyazdan uzaklaştırmaya çalışan nefis, bu ayda
yapılan gayret ile terbiye edilir.
Değerli Okurlarım, bu ay, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Efendimizin
”Ramazan ayı geldiğinde; Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytan(lar) zincire vurulur” ( Riyazu’s Salihin, C.2, S.489)
buyurduğu müstesna bir aydır.
Cenab-ı Hak, Ramazan ayı ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerimde şöyle buyuruyor:
“(O sayılı günler)Ramazan ayıdır ki, Kur’an onda (Kadir Gecesi’nde Levh-i Mahfuzdan dünya semasına) indirilmiştir. (O Kur’an ki)
insanlara mahz-ı hidayettir(yani hidayet kaynağıdır). (Kur’an) doğru yolun, Hak ile Batılı ayırt eden hükümlerin nice açık delilleridir. Öyle ise, içinizden kim o aya erişirse onu (yani orucunu) tutsun. Kim de
hasta olur, yahut bir sefer üzerinde bulunursa; o halde, başka günlerde oruç tutamadığı günler sayısınca orucunu tutsun (yani kaza etsin). Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez”(Bakara Suresi, Ayet:184-185)
Müslümanları; manevi kirlerden temizleyen, günah gayyasına düşmekten koruyan, Allah’a ibadet etmenin şuuruna erdiren, ibadet, dua ve niyazların manevi zevkini tattıran oruç, hicretin ikinci yılında ve Medine-i Münevvere’de farz kılınmıştır. Oruç, fecirden(yani şafaktan) güneş batışına kadar yemeden içmeden ve cinsel arzulardan uzak durmaktır. Bunun için niyet etmek şarttır. Kalben niyet edilebilir. Sahura kalkmak da niyet sayılır. Ancak dil ile söylemek sünnettir. Oruç, inanarak ve sevabını Allah’tan ümid ederek, içine riya mikrobu karıştırmadan halis bir niyetle ve yalnız Allah rızası için tutulur. Yoksa rejim yapmak, 11 ay boyunca yorulan vücudu ve sindirim sistemini dinlendirmek için oruç tutulmaz. Tutulsa da İslami anlamda oruç sayılmaz!…
Sağlıklı, akıllı ve baliğ (ergen) olan, hasta ve yolcu olmayan, bütün erkek ve kadın müslümanlara, Ramazan ayında bir ay oruç tutmak farzdır. Hasta olanlar sağlıklarına kavuşunca, yolcu olanlar yolculuktan
dönünce, hayız ve nifas halinde bulunan kadınlar da bu hallerinden
kurtulup temizlenince tutamadıkları oruçları, kaza ederler. Kazaya
kalan oruçlar, birbiri ardınca tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir.
