
Sevgili Gençler!… Tekke’nin sözlük anlamı; “Dayanılacak yer”dir. Terim olarak tekke, “Tarikat mensuplarının oturup kalktıkları ve Allah’ı zikrettikleri yer”dir. Tekke’nin aslı, “Tekye”dir. Dergâh ve zâviye ile eş anlamdadır. Genel olarak; Tarikat Piri’nin türbesinin bulunduğu tekkeye “Pir Evi”; tarikat büyüklerine ait türbelerin olduğu tekkelere “Asitâne; asitânelerin küçüklerine “Tekke” veya “Dergâh”; tarikat mensuplarının yolculuk sırasında konaklayıp ibadet yaptıkları yerlere de, “Zaviye” adı verilir. Zâviye; tekkenin küçüğüdür. Daha ziyade şehir ve kasabaların ücra semtlerinde bulunur. Zâviye, “küçük oda, hücre” manalarına da gelir. Zâviyelerin şeyhlerine, “zâviyedâr” denir. Tekke ve zâviyeler, dünya işlerinden ve zevklerinden el çekip marifet yoluyla Cenab-ı Hakka yakın olmaya azmeden; bu yolda özel olarak riyâzet, ibadet ve zikir ile meşgul olan dervişlerin ikâmet etmeleri için inşa edilmiştir. Tekke ve zâviyeler, genellikle tarikat piri veya tarikat büyüklerinin türbelerinin yanında yapılmıştır. Tekke’de, zâviyeden farklı olarak harem ve selamlık bölümleri, kütüphane, derviş hücreleri, çile ve riyazet odaları, mutfak, yemek odası, misafir odaları, türbe ve mezarlık bulunurdu. İlk tekke, Remle’de Ebu Haşim el Kúfi tarafından kurulmuştur. Tekke, dergâh ve zâviyeler, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda ve gelişip yükselmesinde etkin rol oynamış, özellikle fetihlerde öncülük etmişlerdir
