Hayaller ve Gerçekler
Yeni bir gün farklı bir sabah, Türkiye uluslararası arenada güçlü adımlar atarken dünya farklı
sistemlerle değişim geçiriyor. ABD-İran savaşı çok bilinmeyenli denklemlere yola açarken,
dünya ekonomilerinin verdiği büyük sınavlara sahne oluyor. Bu savaş petrol zengini
ülkelerin tüm gelecek planlarını alt üst etti. Körfez ülkeleri savunma konusunda ABD ye
güvenlik açısından tamamen güvenmiş olmanın aslında ne kadar büyük bir hata olduğunu
fark etti. Bundan sonra tüm dünyada büyük bir silahlanma yarışı başlıyor. Doğal olarak ikili
ilişkiler nedeni ile bu işte en kazançlı çıkacak olan ABD. Uzun zamandır kendi ülkesinde baş
gösteren işsizlik ve enflasyon sorunlarını Amerikan ekonomisinin lokomotifi olan silah
sanayi ile tekrar canlandırma peşinde. Bu yolda kaç insanın hayatını kaybettiği kaç ailenin
dağıldı hiç de umurlarında değil.
Uzun yıllardır Orta doğuda büyük egemenlik hayalleri ile yatıp kalkan İsrail taşeron olarak
kullandığı Hamas’la geri dönülmez bir vahşetin kapılarını açtı. Gazze’de Hitleri
kıskandıracak bir soy kırım yapan İsrail şimdi gözünü güvenlik bahanesi ile Lübnan’a dikti.
Lübnan saldırıları aslında asıl amaçları için bir basamak. Gittikçe kuzeye ilerleyen İsrail bu
ilerlemeyi daha kuzeye yani Hatay sınırımıza kadar yürütmek niyetinde. Unuttuğu şey Hatay
sınırımıza gelip bizimle bir çatışmaya girmesi halinde bir daha tarih sahnesinde İsrail
adında bir devletin kalmayacağı. Yeri geldiğinde İsrail’in var olmasının tek dayanağı olan
ABD dahi böyle bir savaşta İsrail’e yardım edemez. ABD-İran savaşı süper güç denilen
devletlerin aslında Süper güç olgusunun sadece Atom bombası sahibi olmaktan başka bir
özellikleri olmadığını gösterdi, aynı Rusya-Ukrayna savaşı gibi.
Dünya’da barış zamanlarında Türkiye’den daha iyi bir dost bulamazsınız fakat savaş
zamanında hiç karşılaşmayacak istemeyeceğiniz bir ülke varsa oda Türkiye’dir. Bu ülkenin
genlerinde binlerce yıldır işlenmiş savaş yeteneği vardır. Ve Türkiye hiçbir zaman bir ülkeye
güvenerek savaşa girmez, bu ülkede yaşayan her vatandaş savaş zamanı kendi başına bir
devlet gibi savaşır. Diğer ülkeler savaştan sağ çıkanları kahraman olarak görürken Türkiye
savaşta şehit olanları kahraman ilan eder. Dünyanın hiçbir ordusunda hiçbir devletinde
savaşta ölmeyi onur kabul eden toplum göremezsiniz. Bu inanç Türklere mahsustur. Türk
toplumu bu vatanda yaşayan her insan demektir, kökeni ne olursa olsun.
Kendi iç olaylarımız bizim özel hayatımızdır. Fakat bizim özel hayatımıza müdahale etmeye
kalkan kim olursa olsun kendisinin özel hayatı adında bir geleceği olmayacağını bilmek
zorundadır. Umarız tarih geçmişten ders almayanlara yeni bir ders vermek zorunda
bırakmaz bizi.

