ABORJİNLER

ABORJİNLER

Avustralya yerlileri ya da Avustralya Aborjinleri, Avustralya kıtası yerlilerine verilen ad. Aborjinler, Avustralya’ya Güneydoğu Asya‘dan gelmişlerdir. Bir göçebe hayatı sınırları boyunca hareket halinde yaşamışlardır. Avlanırken mızrak ve bumerang, balık avında ise kanoları kullanmışlardır. Meyve ve sebze toplamışlardır. Yazılı bir dilleri olmamasına rağmen şarkılar yoluyla ağızdan ağza birçok bilgi aktarılmıştır.

ABORJİN KİME DENİR: İngilizler 18. Yüzyılda Avustralya’ya yerleştiğinde orada 300.000’den fazla Aborjin yaşamaktaydı. Ancak maalesef bu sayının büyük bir kısmı İngilizler tarafından öldürülüp, topraklarından sürüldüğü için bu sayı eksildi ve 1900’lere gelindiğinden Aborjin nüfusu 45.000 olarak kayıtlara geçti. Ancak 1960’lar, Aborjinler için “yaşama dönüş çizgisi” oldu ve hükümet onlara toprak hakkı tanıyarak kendi yaşam alanlarını yaratmalarına ve korumalarına izin verdi. Böylece Aborjinler de nüfusları tükenmeden önce derin bir nefes aldılar ve neticesinde şu anda 300.000 ile 400.000 arasında bir nüfusa sahip oldular.

ABORJİN FELSEFESİ: Aborijinler yeryüzü üzerinde mevcut canlı ve cansız tüm varlıkları kutsal olarak kabul etmekte, ata totemi kültüne dayanan bir inanç sistemi geliştirmiş olup, Rüya Zamanı adını verdikleri bir dönemde ata ruhlarının yeryüzü üzerinde dolaşarak dağ, dere, göl, deniz, bitki, hayvan ve insanları yarattığına inanmaktadırlar.

ABORJİNLERİN DÜNYA GÖRÜŞÜ: Avustralya da yaşamlarını sürdürmeye çalışan Aborjinler, zannedildiği kadar vahşi bir toplum değil, aksine çok hümanist kabilelerdir. Aborjin halkı şimdiye kadar birçok zorlukla karşılaşıp, fazlaca kayıp verdiği için kendi benliğine olan güvenini de büyük ölçüde kaybetmiştir aslında. Yani saldırgan olduğu düşünülen Aborjinlerin esasında, sadece doğayla bütünleşen ve insanlara zarar veremeyecekleri bir inanç sistemi vardır. Aborjinlerin dini inanışlarına göre ‘Hayal Zaman’ denilen bir dönemde ruhlar toprağın üzerinde dolaşıp tüm hareketli hareketsiz varlıkları, ağaçları, taşları, nehirleri ve insanları yaratmışlardır. Bazı yorumlamalara göre toprak ve barındırdığı her varlık bütünüyle kutsaldır. Çitleri, demiryolları ve hayvanlarıyla beraber gelen beyaz adam da bu kozmosun bir parçası olduğundan yerlilerin ona karşı bir müdahale hakları olamaz.

Aborjinler koyu tenli, kahverengi ya da siyah saçlıdırlar. Avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan Aborjinler, kanguru ve opossum gibi hayvanları, sürüngenleri ve kuşları avlayarak, balık tutarak, kabuklu deniz hayvanları toplayarak, böcek, yaban balı, yumurta, tırtıl, meyve, tohum ve kökler arayıp bularak yaşarlar. Toprağı işlemedikleri ve hayvan beslemedikleri halde, doğal kaynakları dikkatle kullanır ve korurlar. Ustalıkla değerlendirdikleri doğal çevrelerini, bugün olduğu gibi eskiden de çok iyi tanırlardı. Evcilleştirdikleri tek hayvan dingo denilen bir tür yabani köpektir. Göçebe olarak yaşayan Aborjinler, çok fazla eşya sahibi olmazlar…

ABORJİNLERİN ŞAŞIRTAN HAYATLARI: Avustralya kıtasının yerlileri olan Aborjinler, görüp göremeyeceğiniz en farklı kabile… Gelenekleri ve yaşam şekilleriyle yüzlerce yıl geriden gelen Aborjinler, kendi alanlarının dışına çıkmadan ve sınırlarına kimsenin girmesine izin vermeden çok uzun yıllar yaşamlarını sürdürmüşler. Şimdi bir kısmı bizim dünyamıza adapte olmuş olsa da onlar, şu anda dünya üzerinde yaşayan kabileler arasında ruhlarını ve bedenlerini bizden çok daha farklı kontrol etmeyi başarabilen ender kabilelerden.

ABORJİN KÜLTÜRÜ: Her ne kadar Aborjinler’in tek bir kültürü paylaştığı düşünülse de bu aslında kocaman bir yanılgıdan başka bir şey değildir. Avustralya gibi büyük bir toprak parçasına tek başlarına egemen oldukları için ada içerisinde birbirinden çok farklı kültürlere, dillere ve yaşam şekillerine sahip olmuşlardır. Avrupa gibi dünyanın en küçük kıtasında bile birbirinden çok farklı dil ve kültürün bulunduğunu düşünürseniz, aynı durumun Avustralya yerlilerinde yaşandığını da anlamak zor olmayacaktır. Aborjinler açıkta, ağaçlardan yapılan ilkel barınaklarda yaşayan ve doğayla bağlantılarını asla kesmeyen bir topluluktur. Üstlerine sürdükleri boyaları bir giysi gibi kullanırlar, örtünmeye çok fazla ihtiyaç duymazlar. Kıyafetler için kanguru derisini tercih ederler. Ancak bugün Aborjinlerin büyük bir çoğunluğu kasaba ve şehir hayatına uyum sağlamış durumdadır.

Avustralya Aborjinleri, dünya üzerinde bilinen en eski kültürlerden birine sahiptir. Yaklaşık 60.000 yıl öncesine kadar uzanan bu kültür, doğayla kurdukları derin bağ, zengin mitolojik anlatıları ve kendilerine özgü sanatlarıyla dikkat çeker.

ABORJİNLERİN DİNİ: Aborjin inanışları sözlü geleneğe dayanır, bu yüzden yekpare bir dini öğretiden bahsetmek mümkün değildir. Tanrılar hiyerarşisi ve yaratılış hikâyeleri kabilelere göre değişiklik gösterir. Örneğin, bir kabilenin tanrısı diğerinden farklı olabilir. Ancak tüm bu inanışların ortak ve benzer noktaları vardır.

Avustralya kıtasında Avrupalılar gelmeden önce farklı dillere sahip pek çok kabile barındığı için tek bir kültürden ziyade birbirleriyle benzerlikleri de olan farklı kültürlerden bahsedilebilir. Pek çok büyük ve birbirlerinden farklı grupların kendi kültürleri, inanç yapıları ve dilleri bulunmaktadır. Bu kültürler zaman içinde birbirleriyle az veya çok çakışmışlardır.

ABORJİNLERİN KONUŞTUĞU DİLLER: Antakarinya veya Andagarinya, bir Avustralya Aborjin dili. Güney Avustralya’nın kuzeydoğu bölgesinde konuşulmakta olan bu dili konuşan kişi sayısı 1981 de 50 idi.

ABORJİNLER NEREDEN GELDİLER: Öyle ki, Aborijinler’in, günümüzden 72.000 yıl kadar önce Afrika’dan ilk çıkan grupların doğrudan torunları olduğu düşünülmektedir. Afrika’dan çıkan atalarımız, Güney Doğu Asya’ya kadar ulaşmayı başarmışlardır. Bu grup içerisinden bir grup, nihayetinde adalardan adalara geçerek Avustralya’ya kadar ulaşabilmiştir.

ABORJİNLER ŞİMDİ NEREDE YAŞIYORLAR: Avustralya İstatistik Bürosu’nun verilerine göre ülkede yaklaşık 717 bin Aborjin bulunuyor. Ülkedeki Aborjinlerin yüzde 68’inden fazlası Yeni Güney Galler, Queensland ve Victoria eyaletlerinde yaşıyor, Batı Avustralya ve Kuzey Bölgesi’nde nüfusun yüzde 22’si Aborjinlerden oluşuyor.

ABORJİN MİTOLOJİSİ: Avustralya ve Tazmanya’ya 40 bin ile 60 bin yıl önce gelen ve günümüzde bile avcı toplayıcı olarak yaşayan Aborijinler, pek çok klan ve dil grubuna ayrıldığından bir bütün olarak Aborijin mitolojisinden söz etmek zordur. Buna rağmen sözlü geleneğe dayanan yaratılış ile insan-doğa ilişkisini açıklamaya yoğunlaşan söylence ve mitolojiler arasında benzerlikler bulmak mümkündür. Aborijinler yeryüzü üzerinde mevcut canlı ve cansız tüm varlıkları kutsal olarak kabul etmekte, ata totemi kültüne dayanan bir inanç sistemi geliştirmiş olup, Rüya Zamanı adını verdikleri bir dönemde ata ruhlarının yeryüzü üzerinde dolaşarak dağ, dere, göl, deniz, bitki, hayvan ve insanları yarattığına inanmaktadırlar. Aborijin mitolojisinde en önemli tanrısal varlık her şeyden ve atalardan önce var olduğuna inanılan “Her şeyin Babası” olup, çeşitli kabilelerde “Baiame, Biame”, “Nooralie” ve Mungan Ngour bu ruhun oğlu ise “Daramulun” , “Gayundi”,“Gnawdenoorte” ve “Tun-dun” adlarıyla bilinmektedir. İnanışa göre Baiame hayvanları yarattıktan sonra önce erkek ardından kadını yaratırken diğer hayvanların şikayetlerini dikkate alarak mükemmelleştirmiş, insanların uyması gereken dini kuralları ve tören geleneklerini oluştururken, Aborijin dini törenlerinde özellikle inisiasyon sırasında kullanılan “boğa gümbürtüsü” çalgısı tjuringa veya inma‘yı da insana hediye etmiştir.

DÜŞ ZAMANI: Avustralya Aborjin mitolojisini birleştiren ana temadır. Rüya zamanının dört yönü bulunmaktadır: Her şeyin başlangıcı; ataların hayatı ve etkisi; yaşam ve ölüm tarzı; yaşamdaki gücün kaynağı. Rüya zamanı hem zamanın hem de her şeyin mevcut olduğu mekanın ötesindeki bir durumdur.

Avustralya yerlileri düş görmeyi “her şeyin bir anda” olduğu zaman olarak adlandırırlar çünkü rüyada geçmiş, an ve gelecek aynı anda mevcuttur. Düş zamanı kişinin hayatı süresinde uyanık bilinç haliyle tecrübe ettiği lineer bir zaman olmadığı Batılıların kavrayışında olduğu gibi öznel bir durum da değildir. Düş zamanı kabile üyeleri kabile kuralları ve geleneklerine uygun yaşadıklarında yüz yüze gelecekleri bir durumdur ve ritüellerle ve kabile mitolojilerini dinleyerek kişinin rüya zamanına girişinin sağlandığı nesnel bir durumdur.

Ölümün insan yaşamında bir son olmadığına inanan Aborjinler için rüyalarda ölmüş akrabalarla iletişim kurmak ve hatta rüya gören kişinin rüyadaki akrabaları tarafından iyileştirilmesi bile mümkündür. Ölüm kişinin uykuda geçici olarak gittiği Düş zamanından doğum yoluyla çıktığı ve daha sonra tekrar Düş zamanına geri gittiği hayat döngüsünün bir parçasıdır.

GÖKKUŞAĞI YILANI: Aborjin efsanelerinin birçoğunda, Yurlungur ya da Wollunqua adlı Gökkuşağı Yılanıyla ilgili hikayeler yer alıyor. Bu yılan, Avustralya’nın en değerli kaynaklarından suya hükmetmesinden dolayı, en önemli Düş Zamanı varlıklarından biri sayılıyor. Düş Zamanı sırasında sudan çıktığı düşünülüyor ve Aborjinler için bereketi simgeliyor. Bu yılan aynı zamanda Düş Zamanı sırasında dünyadan ayrılmayan tek varlık olarak kabul ediliyor. Güney Avustralya’da Akuru adıyla anılan bu yılanın, burada pınarlarda yaşadığına ve onları koruduğuna inanılıyor. Sular taştığında yılanın rahat edemediği ve gerindiği düşünülüyor. Pınardan su almak isteyen bir kişi, önce yılanı uyarmazsa yutulabilir.

KORROBORİ: Aborjin klanları, Korrobori adı verilen ve önceden belirlenmiş bir düzenle dans ederek, müzik çalarak ve şarkı söyleyerek Düş Zamanı varlıklarıyla bağlantıya geçiyorlar. Bu törende sahnelenen oyunlar, müzikler, danslar her klanda farklı oluyor ve kutsal sayılıyor. Bu yüzden korrobori’ye başkalarının katılması ya da izlemesi yasak. Gösterilerde Düş Zamanı sahneleri canlandırılıyor.

ULURU (AYERS KAYASI): Orta Avustralya’daki bir çölün ortasında yer alan ve doğal olarak oluşmuş dev bir kayaç olan Uluru kutsal sayılıyor. Anangu halkına ait olan bu kaya oluşumu, 1985 yılında Anangulara geri verildi. Kutsal olduğu için tırmanmak yasak. Kayanın biçimi, Düş Zamanı efsaneleriyle açıklanıyor. Efsaneye göre kırmızı kertenkele Tjati’nin bumerangı kayaya saplanıyor. Tjati bunu çıkarmaya çalıştığında ise kayanın kuzeybatı tarafında anahtar biçiminde oyuklar oluşuyor.

10.000 YILLIK DOĞA OLAYLARI: Avustralya yerlilerinin hikayeleri, deniz seviyesindeki değişimler ve kara parçalarının kaybolması gibi 10.000 yıldan daha önce gerçekleşen olayları oldukça doğru bir şekilde anlatıyor. Bir araştırmada, Avustralya’nın genelinden yerli halkların hikayeleriyle, son 20.000 yılda deniz seviyesindeki yükselmelerin bilimsel kronolojisi karşılaştırıldı. Yerli halkların sözlü geleneklerinin, bilinen deniz seviyesi değişimlerini ve kara kütlesindeki azalmaları doğru olarak belgelediği keşfedildi.

Aborjin hikayelerinde, Avustralya da çoğunun nesli Pleistoesen (16.000-50.000 yıl önce) döneminde tükenen büyük hayvanlardan ve kuyrukluyıldızlardan da bahsediliyor. Bu durum, yerli Avustralyalıların kültürünün devamlılığını gösteriyor.

Hikayeler 10.000 yıldan uzun bir süre boyunca sözlü anlatım sayesinde günümüze kadar gelmiş. Eğer insanlar 10.000 yıl önce bu hikayeleri anlatıyorduysa ve bugün hala anlatmaya devam ediyorlarsa, bu kültürün devamlılığının bir kanıtı. Bu örnekte aynı hikayenin 500 nesil boyunca aktarımı söz konusu.

HENBURY METEORİTİ: Avustralya Aborjinlerinin efsaneleri binlerce yıl önce gerçekleşen meteor düşmesi gibi doğa olaylarına dair izler barındırıyor. Aborjinlerin meteor olaylarından bahseden hikayeleriyle 4700 yıl önce gerçekleşen çarpışmalar sonucu oluşmuş kraterler arasında bağlantı kuruldu. 4700 yıl önce Kuzey Bölgesinde bulunan Henbury’de meteor yağmuru yaşandı. Araştırmacılar, sözlü geleneklerin bu kadar ayrıntılı olmasının, Aborijinlerin Henbury olayına tanık olduklarını ve bunu efsane haline getirerek binlerce yıl boyunca nesilden nesile aktardıklarını söylüyor.

Aborjin erkekler krater topluluklarının yakınına gitmeyi reddediyor, çünkü burası ateş şeytanının güneşten gelip yere çarparak herkesi öldürdüğü yer. “Ateş şeytanı insanları kutsal yasaları çiğnedikleri için yaktı”.

Avustralya’nın her yerindeki Aborjin geleneklerinde ateşten yıldızların gökyüzünden düşerek kulakları sağır edici bir ses çıkardığı, oluşturduğu yıkıntıyı bölge boyunca savurduğu ve yeri ateşe verdiği ile ilgili benzer hikayeler bulunuyor.

Aborjin sözlü gelenekleri doğayla ilgili ayrıntılı bilgi birikimi içeriyor. Bunların arasında tsunamiler, depremler, volkan patlamaları, meteor düşmesi ve güneş tutulması gibi çok seyrek gerçekleşen olaylar da var.

ABORJİNLER NASIL ZİYARET EDİLİR: Dünya üzerinde yaşayan en ilginç kabilelerden birisi olan Aborjinleri görmek ise hiç de kolay değildir. Bir Aborjin kampı ancak özel izinle ziyaret edilebilir. Eğer ziyaret için özel bir sebep belirtebiliyorsanız Toprak Konseyine yazıp dört ila altı hafta arasında cevap beklemelisiniz. Daha fazla bilgi için büyük şehirlerde bulunan Aborjin Destek Guruplarına başvurabilirsiniz. Avustralya’nın kuzey batısında rezerve kampları dışında az sayıda Aborjin misyon evlerinde yaşamaktadır.

Düşündüğünüzün aksine Aborjinler ile iletişime geçmenin hiç de kolay olmadığından bahsetmiştik. Küçük bir uyarı daha; Alice Springs‘e trenle yolculuk ederken geçilen küçük kasabaların istasyonlarında rayların dibine oturmuş, cansız gözlerle kameralara, trenlere ve kalkan tozlara bakan Aborjinler görebilirsiniz. Bazı yerlerde turistleri durmamaları ya da bakmamaları için uyaran levhalar vardır. Bu uyarılara aldırmayan birçok kişi araçlarına gelen taşlara katlanmak zorunda kalmıştır. Ancak bazıları da tıpkı beyaz Avustralyalılar gibi güler yüzlüdür. Eğer onlara denk gelirseniz çok daha başarılı bir iletişim gerçekleştirebilirsiniz. Ülkenin kuzeyinde otostop yapıyorsanız onlarla beraber olma şansınız yüksektir. Onlarla konuşmayı deneyebilirsiniz fakat bu, rastladığınız Aborjin’in ruh haline ve dünya görüşüne bağlıdır. Eğer Aborjin kültüründeki yabancılarla sohbeti hoş karşılamayan kurallara bağlı birine denk geldiyseniz pek şansınız yoktur. Kuzey Queensland de bir parkta sigara içen ve polisi görür görmez hemen ortalardan kaybolan Aborjin guruplarını da görebilirsiniz.

 

25.02.2026

Zafer ALTINKESER

 

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir