Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında 25 bin işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarında çalışan 25 bin işçiyi kapsayan 5. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalandı.

Yanık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında 25 bin işçiyi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Reşat Moralı Salonu’nda düzenlenen imza törenine katıldı.

Yanık, burada yaptığı konuşmada, sözleşmenin bir tarafı olarak törende bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi.

Sendikal örgütlenmenin her çalışanın en doğal hakkı olduğunu vurgulayan Yanık, “Biz sendikalarımızla her buluşmamızda onlara, ‘Siz çalışan arkadaşlarımızın hak ve menfaatlerini savunmak için masanın karşı tarafındasınız ama bizim için karşı tarafta değilsiniz. Biz aslında temelde aynı taraftayız. Sizin sendika üyeleriniz olan arkadaşlar bizim çalışanlarımız.’ dedik.” diye konuştu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının önemli hizmetlere imza attığını ifade eden Yanık, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bakanlığımız, son 20 yılda dünya klasmanında birinci sınıf sosyal hizmet faaliyetleri üreten bir hüviyete kavuştu. Bununla ne kadar övünsek azdır. Bu çalışmaları yürüten, bu faaliyetleri hayata geçirenler bizim mesai arkadaşlarımız. Bakanlık olarak 85 milyonun tamamına hizmet üreten bir Bakanlığız. Bu anlamda çok genel ve büyük bir çatı faaliyet ifa ediyoruz ve 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en dezavantajlı gruplarına hizmet üretiyoruz.

Dolayısıyla bu hizmeti götürürken çalışma arkadaşlarımızın hem o hizmetin niteliğine teknik olarak vakıf olması ama aynı zamanda insani duyarlılık noktasında da yapılan işin manevi boyutunun, insan boyutunun da en az teknik kısmı kadar farkında olması gerekiyor.”

 “Hizmet üretmeye, sunmaya devam edeceğiz”

Yanık, çalışanların özlük haklarının iyileştirilmesi gereğinin her zaman farkında olduklarına işaret ederek, bunun için hem Bakanlık olarak hem hükümet olarak imkanları olabildiği kadar zorladıklarını vurguladı.

“Bu anlamda hem Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız hem Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak çalışan arkadaşlarımıza sağlayabileceğiniz imkanları maksimum ölçüde onların lehine olmak üzere değerlendirdik.” ifadelerini kullanan Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz hep aynı saftayız, biz hep aynı düzlemdeyiz. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının; çalışan, emekçi, hizmet alan, hizmet veren taraflar olarak eşit, adil, refah düzeyinden faydalanan, payına düşeni alan vatandaşlar olması için uğraşıyoruz. Hükümetlerimiz olarak 20 yıldır bunun için aralıksız çalışıyoruz. Bundan sonra da Allah nasip ederse çalışmaya devam edeceğiz.”

Yanık, görüşmelerin karşılıklı anlayış ve iş birliği çerçevesinde sonuçlanmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek, şöyle dedi:

“Hem idari anlamda hem mali anlamda onların çalışma performanslarını artıracak, onların yaşama seviyelerini, özlük düzeylerini yükseltecek her türlü imkanı sağlamaya, desteği vermeye gayret ediyoruz ama bunun karşılığında da onlardan gayet tabii ki bugüne kadar olduğu gibi aynı özveriyi, aynı çabayı, aynı duyarlılığı bekliyoruz. Çünkü hizmet ettiğimiz gruplar bize emanet edilen engelli, yaşlı, çocuk gibi son derece özel ihtimam isteyen gruplar.

Dolayısıyla onlara ürettiğimiz, onlara sunduğumuz hizmette bundan sonrasında da hizmetlerimizin kalitesini artırarak, geliştirerek ve milletin emanetlerini kendi emanetlerimiz bilerek hizmet üretmeye, sunmaya devam edeceğiz.”

Toplu sözleşmenin hayırlı olması temennisinde bulunan Yanık, “Ben hem Bakanlığımız bünyesinde çalışan arkadaşlarımız hem de hizmet alan vatandaşlarımız açısından bu iş birliğinin, bu uzlaşmanın, bu güzel imzaların hayırlara vesile olacağından hiç kuşku duymuyorum. Hepimize hayırlı uğurlu olsun inşallah. Yeni güzel çalışmalara vesile olsun diyorum.” dedi.

“Bu işler böyle keyfi olmamalı. Kamu Çerçeve Protokolü bağlayıcı bir sözleşmedir”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin de toplu iş sözleşmelerinin, sendikal örgütlenme ve sendikal mücadelenin bir ülkede demokrasinin göstergesi olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin demokrasiyi bütün kurumlarıyla işleten bir ülke olduğunu söyledi.

Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin emekçilerin toplu pazarlık mücadeleleriyle güçlendiğini ifade eden Bilgin, şöyle konuştu:

“Biz toplu iş sözleşmelerinin her aşamasını bu mücadelelerin demokrasiye yaptığı katkı açısında da değerlendirmek durumundayız. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız bünyesinde çok özel hizmetler üretiliyor. Bu hizmetleri üretenler de bu hizmetleri alanlar da bizim hassasiyetle üzerinde durduğumuz insanlar. Zor zamanlarda 24 saat nitelikli hizmet ortaya koyuyorlar. Bu bakımdan onların emeklerini ücretle değerlendirmek zordur ama hayatımızı sürdürmemiz için gerekli olan şeylerden biri de elde ettiğimiz gelirdir. Çalışanlarımızın bu gelirlerinin artırılması önemlidir. Özellikle enflasyon dönemlerinde bu gelirlerin artışı daha çok ortaya çıkmaktadır. Bu sözleşmeyle günlük ücretler 130 liradan 300 liraya çıkartılmıştır. Bu fevkalade önemli bir artıştır.”

“Emeği korumak bizim görevimiz”

Bakan Bilgin, geçen yıl imzaladıkları Kamu Çerçeve Protokolü’nün üniversitelerden bakanlıklara, belediyelerden diğer kurumlara varıncaya kadar tüm kamuyu ilgilendirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bazı kamu kuruluşlarında, bazı belediyelerde ve bazı üniversitelerde bu sözleşmenin şartlarına uymama gibi eğilimler oluyor. Bu işler böyle keyfi olmamalı. Kamu Çerçeve Protokolü bağlayıcı bir sözleşmedir. Buna uymamak demek, ‘biz Türk iş hukukuna, sendikalar hukukuna, toplu sözleşme hukukuna uymuyoruz’ demektir. Bu, suç duyurusunda bulunmaya kadar götürecek bir yargı davranışıdır. Onun için bu sözleşmelerin uygulanmasının müeyyidesi bizim hukuk sistemimizdir. Çalışanlarımızı, emekçilerimizi demokratik sistem içerisinde koruyan mekanizma sendikal örgütlenme ve onun da toplu sözleşme hukukuyla çerçeve anlaşmasında ortaya çıkan pratiklerdir. Bu pratiklere herkes uymak zorundadır. Bu aynı zamanda Türkiye’nin toplumsal barışına katkı yapan düzenlemedir.”

Enflasyonun çalışanların gelirlerini azaltan etkisine karşın sosyal devlet olarak gerekeni yapacaklarını vurgulayan Bilgin, “Emeği korumak bizim görevimizdir. Emeklilerimizi her şartta, her durumda korumak zorundayız. Asgari ücretle ilgili düzenlemeler daha sonra. Altı aylık enflasyon farkları temmuzda netleşecek. Bu dönemin enflasyon tahribatını ortadan kaldıracak, onları yeniden tahkim edecek düzenlemeleri yapacağımızı kamuoyu zaten biliyor.” dedi.

“Sözleşmesinin masada imzalanması büyük başarı”

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da imzalanan sözleşmeyle sosyal diyalog mekanizmaları sayesinde çalışanların haklarının azami ölçüde korunduğu ve kamu hizmetlerinde de verimliliğin sağlandığı bir modelin hayata geçirildiğini söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına emeğinin ve emekçinin hakkının verilmesi konusundaki yaklaşımından dolayı teşekkür eden Arslan, şöyle konuştu:

“Sahada gerginliği artırmadan, grev sürecini yaşamadan, çeşitli tepkilerle kamuoyunu rahatsız etmeden bu toplu iş sözleşmesinin masada imzalanmış olması hakikaten bizim için büyük bir başarı. Bir toplu iş sözleşmesinin iyi bir sözleşme olmasının birinci şartı, önce sosyal diyalog mekanizmalarıyla bir uzlaşının sağlanmasıdır. Bazen tek başına ücretin yüksek olması iyi bir sözleşme anlamına da gelmiyor. Onun için ülkemizde diyalogun, uzlaşmanın ve zorluklara rağmen sorunları çözme irademizin varlığı Türk endüstri ilişkiler sistemimizin tecrübesini gösteriyor. Ben bunu çok önemsiyorum. Toplu iş sözleşmemizde yeni birtakım haklar elde edildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığındaki çalışanlar en zor işleri yapıyorlar. El uzatılması gerekenlere hizmet ediyorlar, hayırlı bir iş yapıyorlar. Onların ödüllendirildiği bir toplu iş sözleşmesine imza atmak benim için büyük bir onur ve gurur.”

Konuşmaların ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarında çalışan yaklaşık 25 bin işçiyi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, HAK-İŞ Başkanı Mahmut Aslan ve Öz Sağlık-İş Sendikası Başkanı Devlet Sert tarafından imzalandı.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir