
Sert Söylemler, Sessiz Anlaşmalar: ABD ve Çin Dünyayı Birlikte mi Şekillendiriyor?
Erkin Sabit Şavuot
Stratejik ve diplomatik değerlendirme
ABD ve Çin, kamuoyu önünde birbirlerine sert mesajlar veriyor. Ticaret, teknoloji ve bölgesel güvenlik alanlarında iki büyük güç arasındaki rekabet gerçek. Ancak 23–25 Eylül 2026 tarihli çin halk cumhuriyeti başkanı Şi Cinping ziyareti, bu rekabetin kapalı kapılar ardındaki iş birliğine engel olmadığını bir kez daha gösterdi. Taraflar stratejik istikrar, ticaret, İran, uluslararası su yolları, yapay zekâ ve kriz iletişimi gibi alanlarda ortak anlayış açıkladı. (mfa.gov.cn, whitehouse.gov)




Bu tabloyu yalnızca bir dostluk mesajı olarak okumak eksik olur. ABD ve Çin, aralarındaki anlaşmazlıklar sürerken karşılıklı çıkar sağlayan kurallar da oluşturuyor. Karşılıklı 30 milyar dolarlık ürün için daha elverişli gümrük uygulaması üzerinde uzlaşmaları ve ticaret ile yatırım kurullarını işletmeye almaları bunun ekonomik örneğidir. Yapay zekâ konusunda diyalog ve olaylara yönelik iletişim kanalı kurmaları ise geleceğin teknolojilerinde doğrudan temaslarını güçlendirmektedir. (mfa.gov.cn, whitehouse.gov)
Asıl stratejik soru şudur: Dünyanın en etkili iki gücü, rekabet ederken temel meselelerde kendi aralarında anlaşırsa diğer ülkelerin karar alanı ne kadar geniş kalır? Ticaret kuralları, teknoloji standartları, tedarik zincirleri ve bölgesel krizler Washington ile Pekin arasındaki görüşmelerde şekillendikçe, bu masalarda bulunmayan ülkeler sonuçlardan doğrudan etkilenir.
Bu nedenle ABD ile Çin’in “dünyayı iki elde yöneteceği” görüşü, dikkat çekici bir jeopolitik uyarıdır; bugün imzalanmış bir dünya paylaşımı anlaşmasının tespiti değildir. Sekiz maddelik açıklama böyle bir anlaşma içermiyor. Fakat iki ülkenin rakip oldukları alanlarda bile sürekli müzakere kanalları açması, küresel kararlar üzerindeki ortak ağırlıklarını artırabilir. Askerî kriz iletişimine ilişkin mutabakat zaptı hazırlığı da rekabetin tehlikeli sonuçlarını yönetme isteğini gösteriyor. (mfa.gov.cn, whitehouse.gov)
Türkiye ve diğer ülkeler açısından çıkarılacak ders, ABD–Çin geriliminin kalıcı ve mutlak bir kopuş yaratacağını varsaymamaktır. Sert açıklamaların ardından iki taraf kendi çıkarlarına uygun ticari, diplomatik ve teknolojik anlaşmalar yapabilir. Bu süreçte üçüncü ülkelerin kendi üretim kapasitesini, yatırım çekme gücünü ve diplomatik pazarlık imkânlarını geliştirmesi gerekir.
Sonuç olarak Washington ile Pekin arasındaki ilişki, aynı anda hem güç mücadelesi hem de çıkar ortaklığı barındırıyor. Dünyanın geleceği yalnızca bu iki başkentte belirlenmek zorunda değildir. Ancak diğer ülkeler kendi stratejilerini kurmazsa, ABD ve Çin’in aralarında geliştirdiği kurallara uyum sağlamakla yetinme riskiyle karşılaşabilirler.
Erkin Sabit ŞAVUOT
Bilgisayar Yüksek Mühendisi
Araştırmacı – Yazar
Avrasya İttifakı, Uzak Doğu, Türkistan ve Orta Doğu Stratejik Araştırmalar ve Diplomatik İlişkiler Uzmanı
Turan Konfederasyonu Genel Başkanı.
Ankara Meclisi Anadolu Birliği Genel Başkan Yardımcısı .
Uygur Federasyonu Genel Başkanı.
Dünya Barış Elçileri Uzakdoğu Direktörü.
Uluslararası Basın Yayın Konfederasyonu Diplomasi Direktörü.
Uzakdoğu İş Adamları Yatırım Finans Konseyi Temsilcisi.
Turan Kızılelma Teşkilatı Genl Başkanı.
Turan Devletleri Teşkilatı TDT Stratejik Araştırma Bşk.
İletişim: 0535 795 11 11 – 0536 982 00 00
E-posta: erkinsabit158@gmail.com
