
KÜLTÜREL İŞGALDE KULLANILAN EN ETKİLİ SİLAH
Milletlerin dayandığı temel ilkeleri başında kültür gelir. Kültür vasıtası ile iletişim kurar; ailevi, ahlaki yaşantımızı düzenler; tabiatla hatta düşmanlarımızla nasıl mücadele edeceğimizi biliriz. Kültüre bağlılık kısaca dile, ahlaka, örf ve adetlere, tarihe, geleceğe bağlılıktır.
Kafkasya’da 80 yıldan uzun süren Rus egemenliğinden sonra, 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Devlet 1920’de Sovyet kuvvetleri tarafından tekrar işgal edildi ve 1991’de Sovyetlerin çöküşüne kadar Sovyet egemenliği altında kaldı ve bu tarihten sonra modern Cumhuriyet kuruldu.
Azerbaycan’ a Ekim 2024 tarihinde bir gezi gerçekleştirdik. Bu gezide Azerbaycan’ın Bakü, Gence ve Şeki bölgelerindeki kültürel yerleri ziyaret ettik. Tüm gezi boyunca 2012 yılında Türkiye’de ilk kez bulunarak eğitim kurumlarımızda 6 ay eğitim alarak ayrılan bir Azerbaycanlı öğrencinin kendisine yaptığımız ankette biz Türkiye’deki Türklere kültürümüz, adet ve geleneklerimiz ile ilgili düşüncelerini samimiyetle yazarak aktarmasını hep düşündüm. Azerbaycanlı öğrenci anket formuna bize şunları yazmıştı.
‘’Hepimiz Müslümanız ve Türk’ üz. Yaşam, inanç, kültür hemen hemen aynı. Düşünüyorum ki, biz Azerbaycan halkı olarak yıllarca Rusların kontrolünde kaldığımız halde biz adet ve geleneklerimize siz Türkiye’de yaşayan Türklerden daha bağlıyız. Siz hep Avrupa’ya ve Amerika’ya benzemeye çalışıyorsunuz. Bırakın onlar size benzesin. Sizin geleneğinize saygı duysunlar’’
Bu Ekim 2024 tarihinde Azerbaycan’a yaptığımız geziden hemen önce Ankara Kızılay’da küçük bir gezinti yapmıştım. Bu gezinti sırasında öğrencilerin yoğun bulunduğu sokaklardaki dershanelerin, kafelerin, lokantaların ve büfelerin isimleri ile buralarda sunulan hizmetlerin büyük çoğunluğunun yabancı bir dilde İngilizce olduğunu görmüştüm. Sadece bu yer isimleri değil gençlerimiz bile yabancı görünümlü kıyafetler içinde idi. Sonrası diğer bir gün Bahçelievler eski 7.Cadde de bir gezinti yapmıştım. Yine bütün mağaza, dükkan, bakkal, pastahane, lokanta, oteller gibi yine her şey yabancı bir dil ile İngilizce adlandırılmıştı. Sadece bu yer isimleri değil insanlarımız bile yabancı görünümlü kıyafetler içinde idi.
Kendi geçmişimden bu konuda bir örnek verecek olursam; sırf İngilizce’ yi daha iyi öğretebilmek için ortak mekânlarda bilinçsizce dinlediğimiz yabancı şarkılar sebebi ile kendi halk ve sanat müziğimize Türkiye’de yaşayan bir Türk olarak şu anda ne kadar uzak olduğumu görmekten büyük üzüntü duydum.
Türkiye’de hala yukarıdaki örnekler gibi ortak mekânlarında ağırlıklı olarak yabancı İngilizce isimler varken ve İngilizce yabancı müzikler çalarken Azerbaycan’ da ortak eğlence yerlerinde ağırlıklı olarak Türkçe isimler bulunmakta ve Azeri milli şarkılar ve de türküler çalmakta idi. İşte gezi boyunca Azerbaycan’ı ve kültürünü yakinen görünce Azerbaycanlı öğrencinin büyük oranda haklı olduğunu anladım. Ancak biz Türkiye’nin ve Türk halkının Avrupa’dan çok özellikle Amerika’nın dil üzerinden bize uyguladığı kültürel işgaline maruz kaldığımızı daha iyi fark ettim.
Sonuçta gördüm ki, Amerika’nın bir ülkeyi kültürel işgal yöntemlerinden sadece birisi olan İngilizce dili bile Rusların bir ülkeyi fiilen yaptığı tüm işgal yöntemlerine göre çok daha etkili ve kalıcı.
Unutulmamalıdır ki dil sadece üzerinde kelimeleri taşımaz, dil kendisini kullanan milletin kültürünü ve geleneklerini de üzerinde taşır ve aynı dili kullananlara aktarır. Milli geleneklerimizi ve kültürümüzü geleceğin nesillerine etkili bir şekilde öğretebilmek ve bunları onların hayatlarının temel değerleri olarak yerleştirebilmek maksadı ile Türkiye’deki eğitim sistemimizde Türk dilinin etkin kullanılması yeniden sorgulanmalı ve gerekli ilave tedbirler alınmalıdır. Bu konuda çok kapsamlı ve titiz bir çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.
Dr. Tuğtigin Şen
