Dünyayı Kim Kazandı?

Dünyayı Kim Kazandı?

Her gün yeni bir açıklama yapılıyor…
“Mutabakata çok yakınız.”
“Barış için çalışıyoruz.”
“Görüşmeler olumlu ilerliyor.”Aradan birkaç saat geçmeden bu kez başka cümleler geliyor:
“Masadaki tüm seçenekler açık.”
“Gerekirse müdahale ederiz.”
“Karşı taraf samimi değil.”

Sonra piyasalar çöküyor… Petrol yükseliyor, altın fırlıyor, borsalar kan kaybediyor. Olan yine dünyanın sırtında yaşam mücadelesi veren milyonlarca insana oluyor.

Bugün insanlık, ABD ile İran arasında yıllardır sürdürülen bu gerilim tiyatrosunun ekonomik ve psikolojik bedelini ödüyor. Bir gün umut pompalanıyor, ertesi gün korku yayılıyor. Dünya ekonomisi artık birkaç liderin gece yaptığı açıklamalarla sabaha farklı uyanıyor. İnsanların emeği, alın teri ve geleceği; birkaç cümlelik diplomatik manevraların arasında ezilip gidiyor.

İşin en acı tarafı ise herkesin kendisini “kazanan” ilan etmesi.
Bir taraf “geri adım attırdık” diyor.
Diğer taraf “direndik, boyun eğmedik” diyor.
Peki gerçekten kazanan kim?

Çünkü ortada kazanan bir dünya yok.
Huzur yok… Güven yok…
İstikrar yok…

Kaybeden ise çok açık: İnsanlık…

Bugün mesele sadece uranyum değil. Eğer gerçekten amaç dünya barışı olsaydı, dünya bu kadar sistemli şekilde korkuya teslim edilmezdi. Ekonomiler böylesine kırılgan hale getirilmez, insanların yarını bu kadar belirsiz bırakılmazdı.

Ben artık bunun yalnızca siyasi bir kriz değil, aynı zamanda küresel bir ekonomik operasyon olduğu kanaatindeyim. Çünkü savaş ihtimalleri konuşulurken yapılan harcamalar açıklanıyor ama bu gerilimlerden kimlerin ne kadar kazandığı konuşulmuyor.

Savunma sanayi büyüyor, enerji piyasaları yön değiştiriyor, silah stokları eriyor, yeni siparişler geliyor… Fakat bunların kazanç hanesi hiçbir zaman manşet olmuyor.

Daha da ironik olan şu:
“Dünyaya barış getireceğiz” diyen ülkelerin ilk işi savaş bakanlıklarını büyütmek oluyor. Peki neden hiçbir ülkede “Barış Bakanlığı” yok?

Yıllardır bitirildiği söylenen savaşların ardından hâlâ kan akıyorsa, hâlâ çocuklar ölüyorsa, hâlâ milyonlar göç yollarındaysa; insanlar şu soruyu sormakta haklıdır:

Gerçekten barış mı isteniyor, yoksa kontrollü kaos mu yönetiliyor?

Bugün dünya, diplomasi adı altında korku ekonomisine mahkûm edilmiş durumda. İnsanların aklıyla alay etmeyi bırakın. Çünkü artık herkes görüyor:

Kazandığını söyleyenlerin arasında kaybolan şey, dünyanın düzenidir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir