HUKUK DEVLETİ: TEVHİT MÜCADELESİNİN SON KALESİ
“اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ (“Şüphesiz Allah adaleti emreder.” — Nahl, 16/90)
Prof. Dr. Hadi SAĞLAM İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
- Giriş – Hukukun Gölgesinde mi, Ganimetin Payesinde mi Yaşıyoruz?
Bireylerde dürüstlük, kurumlardaysa adalet aranır. İslam toplumlarının hukuk devleti kurma sürecinde yaşadığı sorunlar, yalnızca yönetimsel değil; akidevî ve ahlakî kökleri olan derin problemlerdir. Bu yazı, hiçbir siyasi iktidarı hedef almadan, Şâri’in (Allah’ın) önerdiği adalet ilkeleri ışığında, hukuk devletinin önündeki engelleri analiz etmektedir.
- Ganimet Zihniyetinden Hukuk Devletine
Tarihte savaş ganimetlerinin paylaşımı, iktidarların devlet imkânlarını kendi çıkarı gibi kullanma anlayışına dönüşmüştür. Bu zihniyet, hukuk devletiyle taban tabana zıttır. Zira devlet bir ticarethane değil, adalet için var edilmiş bir emanettir (Bulaç, İslam ve Kimlik Krizi, 2006, s. 78). Hukuk devletinde hiçbir vatandaşa imtiyaz tanınamaz; herkes eşit haklara sahiptir. “اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ” emrini (Nahl, 16/90) ihlal etmek, yalnızca anayasal değil, inançsal bir ihlaldir.
- Devletin Ruhu Adalettir, Bedeniyse Hukuktur
Devletin asli görevi, adalet düzenini kurmak ve hukuku işletmektir.
Hz. Ömer döneminde, kamu mallarını şahsi menfaatine kullananların malları müsadere edilmiştir (Hamidullah, İslam Peygamberi, 1990, s. 248). Çünkü kamu malı, vakıf malı gibidir; kimsenin özel mülkü değildir. Kur’an, yöneticilere şöyle seslenir: “اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَا” — “Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder.” (Nisa, 4/58). Kamu görevleri birer emanettir; liyakat esasıyla verilmelidir. Emaneti suistimal eden, Allah’a karşı sorumluluğunu kaybeder. Emanet bilinci yitince, devletin ruhu da yiter.
- İslam Toplumlarında Hukuk Devleti Arayışı: Tarihten Günümüze Engeller ve Çıkmazlar
Tarih boyunca iktidar mücadeleleri, adalet yarışı olmaktan çıkıp ganimet paylaşımına dönüşmüştür. “Savaş hiledir” sözü, zamanla “siyaset hiledir” anlayışına evrilmiştir. Böylece kardeşini öldürmeyi dahi mubah gören bir iktidar kültürü oluşmuştur. Oysa iktidar, bir ganimet değil; adalet için hizmet yarışıdır (Kutub, Yoldaki İşaretler, 1980, s. 45). İslam dünyasının bugünkü dağınıklığının temel nedeni, hukuk devleti olamamasıdır. Hukuk devletini kuramadıkça, dünyada düzeni de, ahirette huzuru da bulamayız.
- Hukuk Devleti Kuramayanlar, Ganimet Devletinde Yaşar
İslam öncesi Arap örfünde savaş ganimetlerinin beşte biri kamuya, beşte dördü savaşanlara ayrılırdı. Bugün de iktidar nimetlerinin çoğu yandaşlara, azı halka ayrılmaktadır. Bu anlayış, “kanun devleti” olsak da “hukuk devleti” olamadığımızı gösterir. Kamu görevlerinden haksız gelir elde etmek, riba okyanusunda yüzmek gibidir (Bakara, 2/279). Bu, kamu düzenine ve hukuk devletine karşı fiilî bir savaş ilanıdır. İktidarlar, halkına hizmet için vardır; ganimet dağıtmak için değil. Adaletin olmadığı yerde tevhid de, iman da eksik kalır.
- Adaletin Yetimi Toplumlar: Tevhit Nerede?
İslam toplumlarının temel açmazı, adaletin zayıflamasıdır. Liyakatin yerini sadakat, adaletin yerini çıkar ilişkileri almıştır. Bu düzen, “çok tanrılı” bir iktidar modelidir; çünkü herkes kendi menfaatini ilahlaştırmıştır. Hukuk devleti, tevhid mücadelesinin yeryüzündeki son kalesidir. Onu koruyamayan toplumlar, adalet yetimleri hâline gelir. “Birlik olmadan adalet, adalet olmadan tevhid olmaz.”
- Tevhit, Emanet ve Liyakat Üzerine
Hukuk devleti kurmak, yalnızca bir yönetim tercihi değil; tevhidin sosyal tezahürüdür. Devlet kurumlarını ganimet mantığından kurtarmak, imanî bir sorumluluktur. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurur: “Görev ehline verilmezse kıyameti bekle.” (Buhârî, İlim, 2, s. 112) Her birey, kendi alanında adaletin emanetçisidir. Hukuk mücadelesi, imanın toplumsal delilidir.
- Köleliğin Yeni Adı: Menfaat Bağımlılığı
Kölelik biçim değiştirmiştir. Bugün zincirler, çıkar ve korku zincirleridir. Kendi menfaatini kutsayan toplum, özgürlüğünü kaybeder. İstibdatın ve sömürünün modern biçimi, menfaat bağımlılığıdır. Tevhidî akide, insanı bu zincirlerden kurtarır; hukuk devleti, bu özgürlüğün kurumsal adıdır.
Prof. Dr. Hadi SAĞLAM İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

