
KOMANA ANTİK KENTİ (TOKAT)
KOMANA ANTİK ŞEHRİN KONUMU: Komana Pontiki, Pontik Komana veya kısaca Komana Türkiye’nin Tokat ilinin merkez ilçesine bağlı Gümenek köyündeki Yeşilırmak Nehri kıyısında bulunan antik Pontus şehri.
KOMANA ANTİK ŞEHRİ
Karadeniz Bölgesinin iç kesimlerinde günümüz Tokat sınırları içerisinde, Hellenistik Dönem de faaliyet gösteren iki tane tapınak devleti bulunmaktaydı. Bunlardan daha büyük olanı Komana, Ana Tanrıça Ma’ya ithafen yapılmış, Kapadokya tipi bir mabetti. Komana Tapınak Devleti aynı zamanda polis statüsünde bulunmakta ve yıl boyunca çevreden gelen ziyaretçiler tarafından bir ticaret merkezi olarak da kullanılmakta idi. Pontus Krallığı çöktükten ve VI. Mitradates kaçtıktan sonra Komana Tapınak Devleti bir prenslik haline gelmiş ve Pompey tarafından M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında Archelaus’a devredilmiştir. Archelaus’u M.Ö. 47 yılında Caesar tarafından görevden alındıktan sonra oğlu izlemiştir. Kapadokya kökenli Bitinyalı Lykomedes Archelaus’un oğlundan prensliği devralmış, Augustus tarafından göreve getirilen Medeius, Cleon, Dyteutus sırayla Komana da görev yapmıştır. Dyteutus’un ölümü ile Komana Pontus Galaticus Bölgesine dahil edilmiştir. Bu zamana kadar rahipler önemli ölçüde güçlerini yitirmiş ancak tapınak işlevine devam etmiştir. Maurice Tiberius döneminde (M.S. 582-602) kent imparatorluk alanına katılmıştır. Bölge Pontus Kralları Dönemi ve İmparator Maurice idaresini kapsayan dönem arasında, bir süre de ager publicus statüsünde bulunmuştur.
Pontus Kralları yönetiminde ve Roma İmparatorluk Dönemleri boyunca Komana’nın toprakları genişlemiştir. Romalı Pompey, kenti prenslik yaptığında topraklarına 2 schoeni veya 60 stades eklemiştir. Böylelikle kent alanının çapı yaklaşık 4 kilometreye ulaşmıştır. Roma İmparatorlarından Caesar veya Antony, Komana rahiplerine 4 schoeni değerinde toprak daha vermiştir. Bu yeni topraklar büyük olasılıkla kentin doğu, güney ve batı taraflarına eklenmiş olmalıdır. Bu alanlar Zelitis ve Megalopolitis olarak bilinir. Kuzey tarafının ise, Magnopolis ve Neocaesareia kentlerinin çok yakında bulunması sebebi ile sınırlı kalmış olduğu varsayılabilir. Augustus döneminde kentin alanının daha da genişleyerek bölgedeki çivit ateslerin büyüklüğüne ulaştığı bilinmektedir. Komana M.S. 34-35 yıllarında Pontus Galaticus Bölgesine eklendiğinde ise Magnopolitis Kenti de büyük olasılıkla Komana Pontika’ya dahil edilmiştir. Kent Titus dönemine kadar hem Hierocaesareia hem de Komana olarak anılmıştır. Tapınağın çöküşünü Hristiyanlığın yayılması hızlandırmıştır. Çevresindeki topraklar çok daha küçük ama merkezi bir yerleşim olan Daximon’a dahil edilmiştir. Tapınak devletinin ana tanrıçası Ma’nın resmi İmparator Caligula devrinden itibaren sikkeler üzerinde yer almıştır. Tapınağın mimari görüntüsüne ait eldeki tek veri Caracalla, Septimius Severus ve daha sonra Trajan sikkeleridir. Bu sikkelerin üzerinde tetrastil bir tapınak tasvir edilmektedir.
Tokat il merkezindeki Ali Paşa Camii’nin inşasında kullanılmış 8 adet gri sütunun tapınağa ait olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca yine Tokat kent merkezinde bulunan Ulu Camii ve Garipler Cami’lerinde kullanılmış olan sütun ve sütun başlıklarının da Komana Antik Kenti’nden getirilmiş olması olasılıklıdır. Komana, Tokat’ın 9 km kuzeydoğusunda, Gümenek Mevkii’nde bir tepe üzerinde bulunmaktadır.
KOMANA ANTİK KENTİNİN ÖNEMİ: Kaynaklara göre, Mitridat Krallığı’nın yönetiminde önemli bir kültür merkezi olan ve Roma İmparatorluğu döneminde de özerkliğini koruyan Komana Pontika, Ana Tanrıça Ma’ya adanmış kutsal bir alandı.
Aynı zamanda ticaret merkezi olan bölge, o dönemde kutsal alanda düzenlenen festivaller, zengin pazar yeri ve kenti çevreleyen verimli arazisiyle Anadolu’nun tüm bölgelerinden ziyaretçi çekiyordu.
KOMANA PONTİKİ: Komana ya da Pontik Komana antik Pontus‘ta bir şehir. İris (Yeşilırmak) yanında kurulmuştur, merkezi konumu onu tercih edilen bir ticaret merkezi haline getirmişti. Şehirde, Ay Tanrıçası’na tapınılırdı. Bu tapınakta hizmet gören köle sayısı 6000 kişiden az değildi. İoannis Hrisostomos, Konstantinopolis‘ten sürgüne Aladağlar da bulunan Cocysus şehrine giderken burada ölmüştür. Komana’dan kalanlar Tokatın yedi kilometre uzağındaki Gümenek mevkiindedir.
- MİTHRİDATİS: I. Mithridatis (M.Ö. 302-266 arası hüküm sürdü), Anadolu’daki Pontus Krallığınınkurucusudur. Aynı zamanda ktistes yani kurucu lakabıyla bilinmektedir.)
PONTUS KRALLIĞI: Pontus Krallığı ya da Pontus İmparatorluğu, Karadeniz‘in güney kıyısında kurulan Helenistik Dönem devletlerinden biridir. Krallık önceleri Pontus Kapadokyası, sonra yalnız Pontus olarak adlandırılmıştır.
ŞAR KOMANA ANTİK KENTİ
Şar Komana Antik Kenti, Kizzuvatna’nın başkentidir. Kilikya da bilinen ilk siyasi yapı olan Kizzuvatna (Adana’ya) M.Ö. 1400’lü yıllarda Hitit krallığı egemenliğine girmiş ancak iç işlerinde bağımsız olan dini nitelikli bir krallıktır. Komana o dönem kutsal kabul edilen ve bir rahip tarafından yönetilen bir kentti. M.Ö. 2. Bin yılına kadar uzanan kentin halkı Luvi ve Hurrilerden oluşmaktaydı. Tıpkı Adana gibi Komana ismi de Hurrice’den türemiş bir isimdir.
KIRIK KİLİSE: Şar antik kentinden günümüze en sağlam ulaşan yapı, Kırık Kilisedir. Arkeolojik kazılarda yapının batı bölümünde bulunan kitabeden buranın Romalı Senatör Hermodorus’a ait mezar olduğu anlaşılmıştır.
Kesme taştan yapılan kilise mezarın üzerinde yer almaktadır. Dikdörtgen planlı yapının ön kısmında giriş kapısı ve 3 pencere bulunmaktadır. Kilisenin M.S. 311 de inşa edildiği belirlenmiştir.
ALA KAPI: Şar antik Kentinden günümüze ulaşan diğer önemli yapı ise bir mabedin girişi olduğu anlaşılan 6 metre yüksekliğinde 3 metre enindeki süslemeli kapıdır. Mabet, bir bahçe içinde kaldığından kapıdan başka bir izi kalmamıştır. Kapıda Bizans işçiliği görülmesi bu yapının Hristiyanlık döneminde de kullanıldığını göstermektedir. Mermerden yapılan kapının üzerindeki kabartmalar dikkat çekicidir.
ŞAR KOMANA ANTİK KENTİNİN KONUMU: Şar Komana Antik Kenti, Adana’nın Tufanbeyli İlçesinde Şar mahallesi sınırlarında yer almaktadır. Tufanbeyli’ye uzaklığı 15 km, Adana’ya uzaklığı ise 196 km’dir.
MİTRİDATİZM: Mitridatizm, vücudun zehirlere karşı dayanıklı olmasını sağlamak için küçük ve az miktarda zehir almak. Bu kavramın kökü Pontus kralı VI. Mithridatis‘ten kaynaklanmaktadır. Mithridates, Romalılardan zehirlenmeyi önlemek için az miktarda zehir kullanarak bedeninin zehirlere karşı bağışıklık kazanmasını sağlamıştır. Efsanelere göre bu işlem son derece başarıyla gerçekleşmiş, bu nedenle Kral Mithridatis kendi istediği hâlde kendini zehirletememiştir.
26.03.2026
Zafer ALTINKESER
