TRAFİKTE VİCDAN

TRAFİKTE VİCDAN


Bir Dakika Durmanın Anlamı

Bugün işe giderken karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir köpeğe araç çarptı. Her şey birkaç saniye içinde oldu. Bir anlık fren sesi, kısa bir sarsıntı ve ardından akmaya devam eden trafik… Çoğu sürücü yavaşladı, baktı ve yoluna devam etti. Ben aracımı sağa çekip dörtlülerimi yaktım. Bir kişi daha durdu. Birlikte yaralı köpeğe yaklaştık ve güvenli şekilde araca yerleştirdik. O an şunu düşündüm: Yaptığımız şey olağanüstü değildi; olması gerekendi.

Trafik sadece kurallardan ibaret değildir; aynı zamanda bir vicdan alanıdır. Direksiyon başında aldığımız her karar, sadece bizi değil çevremizdeki canlıları da etkiler. Bir anlık dikkatsizlik kazaya, bir anlık duyarsızlık ise derin bir boşluğa dönüşebilir. Sokak hayvanları şehir hayatının sessiz sakinleridir. Onların ne yaya geçidi var ne trafik bilgisi. Onlar sadece yaşamaya çalışırlar. Bu yüzden sorumluluk çoğu zaman sürücülere düşer.

Hepimiz bir yerlere yetişme telaşı içindeyiz.

İş, randevu, günlük sorunlar… Ama bu hız, merhamet duygusunu geride bırakmamalı. Çünkü çoğu zaman insanlar durmuyor; sadece bakıp geçiyor. Belki de “nasıl olsa biri yardım eder” diye düşünüyor. Oysa bir kişi durduğunda, ikinci kişi de durabiliyor. Bugün olduğu gibi.

Aslında mesele çok büyük şeyler yapmak değil. Bazen sadece durmak, bakmak ve bir canlıyı görmezden gelmemek yeterli.

Trafikte attığımız küçük bir adım, insanlığımızı koruyan büyük bir davranışa dönüşebilir.

Şehirler büyüyor, yollar kalabalıklaşıyor, hayat hızlanıyor.

Ama vicdanın bir hız sınırı yok. Direksiyon başındayken nasıl bir insan olduğumuz ortaya çıkıyor.

Bugün bir köpek için durduk. Belki yarın başka bir can için duracağız. Önemli olan şu: Bazen bir dakika durmak, bir hayatı değiştirebilir. Ve o bir dakika, toplum olarak kim olduğumuzu gösterir.

 

Arzu BAL

Yazar Şair

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir