Gençlere Ramazan’ı anlatmak

Gençlere Ramazan’ı anlatmak

istiyorsak, önce onu bir “yasaklar ayı” gibi anlatmaktan vazgeçmeliyiz.
Ramazan; sadece aç kalmak değildir.
Ramazan; insanın kendini fark etme ayıdır.
Bugünün gençleri hız çağında yaşıyor. Bildirimler hiç susmuyor, hayat hiç durmuyor, zihin hiç boşalmıyor. İşte Ramazan tam da bu yüzden kıymetli. Çünkü Ramazan, “dur” diyor. Bir ay boyunca hayatın gürültüsünü kısıyor.
Gençlere Ramazan’ı anlatırken şunu söylemeliyiz:
Bu ay, Allah’ın seni fark ettiği değil; senin kendini fark ettiğin aydır.
Oruç sadece mideye değil, dile, kalbe ve zihne tutulur. Bir gün boyunca susuz kalmak, aslında sabrı öğretir. Aç kalmak, sahip olduklarının değerini gösterir. İftarı beklemek, umut etmeyi öğretir.
Gençler adalete hassastır. Haksızlığa tahammül edemezler. Ramazan tam da bu duyguyu besler. Çünkü açlık, dünyada aç olan milyonları hissettirir. Empatiyi büyütür. Vicdanı diri tutar.
Ramazan’ı gençlere anlatırken korkuyla değil; anlamla konuşmalıyız.
“Yapmazsan günah” demek yerine, “Yaparsan kalbin hafifler” demeliyiz.
“Zorundasın” yerine, “Bu bir fırsat” demeliyiz.
Ramazan; kendini terbiye etme ayıdır.
Bağımlılıklara mesafe koyma ayıdır.
Geceyi biraz daha anlamlı yaşama ayıdır.
Bir lokmayı paylaşma ayıdır.
Ve belki de en önemlisi:
Ramazan, insanın kendi içindeki boşluğu fark ettiği ve o boşluğu anlamla doldurduğu aydır.
Gençlere Ramazan’ı böyle anlatırsak; onu bir yük değil, bir yolculuk olarak görürler.
Bir zorunluluk değil, bir arınma olarak hissederler.
Çünkü gençler samimiyeti anlar.
Gerçekliği hisseder.
Ve kalbe dokunan söz, her zaman yol bulur.
Ramazan’ı gençlere anlatmanın yolu, önce Ramazan’ı yaşamaktan geçer.
Kaleminiz gençliğe umut olsun.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir