Endokrin bozucu kimyasallar
Prof. Dr. Ali ALAŞ
İnsan vücudunda vücut fonksiyonlarının koordine edilmesi ve düzenlenmesinde endokrin sistem tarafından salgılanan hormonlar görevlidir. Hormonlar, hedef doku ve organlara kan yoluyla ulaştırılır. Belirli koşullar altında insan ve hayvanların hormonal sistemini etkileyebilen ve işleyişini değiştirebilen kimyasallar, endokrin bozucular olarak adlandırılmaktadır. Doğal ya da sentetik kökenli olabilen bu maddeler, üreme sağlını menfi yönde etkileyebilirler veya hormonla ilişkili kanserlerin gelişiminde rol oynarlar. Bunlar hem insanları hem de doğal ortamda yaşayan diğer canlıların sağlığını tehdit etmektedir.
Küresel ölçekte yaygın bir sorun olan endokrin bozucu kimyasallara maruz kalma; evde, ofiste, çiftlikte, soluduğumuz havada, yediğimiz yiyeceklerde ve içtiğimiz suda gerçekleşebilir. Üretilen yüz binlerce kimyasaldan yaklaşık bin tanesinin endokrin sistemi etkileyen özelliklere sahip olduğu tahmin edilmektedir. Endokrin bozucu kimyasallara örnek olarak DDT ve diğer böcek ilaçları verilebilir. Diğer taraftan çocuk ürünlerinde, kişisel bakım ürünlerinde ve gıda kaplarında kullanılan bisfenol A (BPA) ve ftalatlar, mobilya ve zemin kaplamalarında kullanılan alev almayı geciktiriciler de endokrin bozucu kimyasallardandır. Bu kimyasallar, toprağa ve suya karışıp, algler ve bitkiler gibi üretici canlılar vasıtasıyla besin zincirine dahil olarak, beslenme yoluyla diğer canlıların bünyesine aktarılırlar. Endokrin bozucu kimyasalların en yüksek konsantrasyonları, besin zincirinin en üstündeki hayvanların ve insanların dokularında bulunur.
Endokrin bozucu kimyasallara maruz kalan annelerde ve onların çocuklarında olumsuz ciddi sağlık sorunları görülmüştür. Erkeklerde üreme sistemi ile ilgili doğum kusurları, kriptorşidizm denilen bir veya her iki testisin testis torbasına inmemiş olması, testis kanseri vb. problemler, kızlarda erken ergenlik, lösemi, beyin kanseri ve nörobilişsel bozukluklar gibi endokrin sistemle ilişkili pediatrik sağlık sorunları, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve otizm spektrum bozukluğu ve depresyon gibi çocukluk çağı nöropsikiyatrik bozukluklarının oranları, son yıllarda hızla artmıştır. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, “Obezojen” olarak adlandırılan kimyasalların, metabolizma, enerji dengesi ve iştahla ilgili endokrin merkezlerin değişimine sebep olarak, kilo alımını artırdığını düşündürmektedir. Son 20 yılda üretilen kimyasal maddelerin hem miktarı hem de çeşitliliğinde önemli artışlar görülmüştür. Plastikleri daha esnek hale getirmek için kullanılan bisfenoller ve ftalatlar gibi plastikleştiriciler, tarım zararlıları ve ev haşerelerini imha etmede kullanılan DDT ve diğer organoklorlu pestisitler (tarım zararlıları ile mücadelede kullanılan ziraî ilaçlara pestisit denir), kozmetik ürünlerde yer alan parabenler, mobilya ve elektronikte alev geciktirici olarak kullanılan polibromlu difenil eterler, yüzey aktif maddelerin üretiminde kullanılan alkilfenolik bileşiklerin hormonal sistemi bozucu özellikleri vardır. Söz konusu bu kimyasallar; yutma, solunum ve deri yoluyla insana geçebilir. Bunlar, plastik ya da plastikle kaplı kaplardan yiyecek ve içecek tüketmenin yanı sıra giyim, mobilya, elektronik eşyalar, yalıtım malzemeleri, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinin kullanımı ile vücudumuza girebilirler. Mesela, cilt bakım ürünlerinde bulunan parabenlere maruz kalmanın, meme kanserinin gelişimine sebep olabileceği bilimsel araştırmalar ile gösterilmiştir. Bilimsel bulgular, meme, rahim, prostat vb. kanser türlerinin hormonlarla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. BPA, ftalatlar ve bazı pestisitler gibi kimyasalların kanserojen risk oluşturduğu bilinmektedir.
Endokrin bozucu kimyasallarla kirlenmiş endüstriyel ve konut atık sularındaki ilaçlar, yasa dışı uyuşturucular ve hormonlar da karasal ve sucul habitatlara ulaşarak, oralarda uzun yıllar kalabilir ve besin zinciri yoluyla insan ve hayvanlara ulaşabilir.
Endokrin bozucu kimyasalları içeren ürünlerin üretim, ihracat ve ithalat aşamalarında ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından koordineli olarak çok sıkı bir şekilde denetlenmesi oldukça önemlidir. Bu bağlamda, Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından hayata geçirilmek üzere pilot uygulama olarak başlatılan B-Reçete uygulaması, önemli bir adımdır.

Sayın Hocam, “Endokrin Bozucu Kimyasallar” başlıklı yazınızda, günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan sentetik kimyasalların insan ve çevre sağlığı üzerindeki görünmeyen etkilerini çok net bir şekilde ortaya koymuşsunuz. Özellikle elektronik cihazların üretiminde kullanılan alev geciktiriciler ve plastikleştiricilerin vücudumuza olan etkileri, eğitim alanında ‘yeşil bilişim’ ve ‘sürdürülebilir teknoloji’ kavramlarının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlattı. Öğrencilerimize sadece teknolojiyi kullanmayı değil, bu teknolojinin arkasındaki üretim ve atık süreçlerini de sorgulatan bu değerli çalışmanız için teşekkür ederim.