ACILARIN EĞİTTİĞİ TOPLUMLAR ÇARESİZ DEĞİLDİR

ACILARIN EĞİTTİĞİ TOPLUMLAR ÇARESİZ DEĞİLDİR

Prof. Dr. Hadi SAĞLAM İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

Hayat, insana bazen en ağır derslerini sessizce verir. Kimi zaman bir sözle, kimi zaman bir ayrılıkla, kimi zaman da uzun süre dinmek bilmeyen içsel fırtınalarla sınar. İnsan, böyle zamanlarda bütün gücüyle ayakta kalmaya çalışırken, aslında görünmeyen bir mücadele vermektedir. Çünkü dışarıdan sakin görünen yüzlerin ardında, çoğu zaman yalnızca sahibinin bildiği derin kırgınlıklar ve sessiz çığlıklar saklıdır. İç dünyamızda kopan fırtınalar, sadece huzurumuzu değil; umutlarımızı, heyecanlarımızı ve geleceğe dair kurduğumuz hayalleri de önüne katıp götürebilir. İnsan bazen kaybettiğini düşündüğü şeylerin acısını değil, kaybetmek zorunda kaldığı duyguların hüznünü taşır. Bir zamanlar sevinçle baktığı ufuklara artık aynı gözlerle bakamaz. Çünkü yaşanan her kırgınlık, ruhun üzerinde görünmeyen bir iz bırakır.

 

Ne var ki insanın en büyük yanılgılarından biri, huzuru yalnızca fırtınanın dinmesinde aramasıdır. Oysa bazı fırtınalar diner, fakat geride bıraktıkları sessizlik uzun yıllar insanın kalbinde yaşamaya devam eder. İşte o sessizlik, kaybolan umutların, yarım kalan hayallerin ve söylenemeyen sözlerin yankısıyla doludur. İnsan bazen gürültüden değil, sessizliğin yükünden yorulur. Hayatın en hüzünlü gerçeklerinden biri şudur: Her yara kapanır, fakat her şey eski hâline dönmez. Kırılan bir dal yeniden yeşerebilir; ancak o kırılmanın hatırası ağacın gövdesinde yaşamaya devam eder. İnsan ruhu da böyledir. Acılar zamanla hafiflese de, yaşanmışlıkların bıraktığı izler karakterimize, bakışımıza ve hayata dair anlayışımıza işlenir.

 

Bununla birlikte, insanı değerli kılan şey hiç yara almamış olması değil; aldığı yaralara rağmen iyiliğini, merhametini ve umudunu koruyabilmesidir. Çünkü gerçek olgunluk, hayatın sert rüzgârlarına rağmen kalbin güzelliğini muhafaza edebilmektir. Her kayıp, insana yeni bir sabır öğretir; her hüzün, insanın iç dünyasına yeni bir derinlik kazandırır. Doğa bize bu konuda eşsiz bir hikmet sunmaktadır. En çetin kışların ardından bahar gelir; en karanlık geceler sabaha kavuşur. İnsan da yaşadığı her fırtınadan sonra yeniden ayağa kalkma gücünü içinde taşır. Belki eski bahçeler aynı çiçekleri açmaz; fakat bazen hiç umulmadık güzellikler, tam da o yıkıntıların arasından filiz verir.

 

Bu sebeple hayatın fırtınaları karşısında umutsuzluğa kapılmak yerine, onların bize kazandırdığı derinliği ve olgunluğu görmek gerekir. Çünkü insanı büyüten yalnızca mutluluklar değildir; bazen en büyük olgunluk, gözyaşlarının suladığı topraklarda yeşerir. Sonuç olarak, fırtınalar geçer, zaman akar ve hayat yoluna devam eder. Ancak geride kalan izler, insana hem kırılganlığını hem de gücünü hatırlatır. Ve belki de insanın gerçek değeri, hiçbir zaman düşmemesinde değil; her düşüşten sonra yeniden doğrulabilmesinde saklıdır. Zira hayatın en anlamlı zaferleri, en büyük fırtınalardan sonra kazanılır. Sessizliğin içinde bile umudu yaşatabilenler, kaybettiklerinden çok daha fazlasını kalplerinde taşıyanlardır. Çünkü bazı insanlar fırtınalara yenilmez; fırtınalardan geçerek olgunlaşır.

Acıların çocukları, gurbet yollarında ömrünü tüketenler, umutları kırılmış genç yiğitler! Sakın unutmayın; sizi kuşatan karanlık ne kadar büyük olursa olsun, insanlığın ufkunda her zaman yeni bir şafak vardır. Avcıya sorarlar: “Bu dağları sen mi yarattın, bu ağaçları sen mi donattın?” Mülkün gerçek sahibi insan değil, Allah’tır. Öyleyse hiçbir güç kendisini kaderin sahibi zannetmemelidir. Tarih göstermiştir ki acılarla yetişen toplumlar, doğru bir inanç, sağlam bir ahlâk ve yeniden diriliş iradesiyle en büyük medeniyetleri kurmuşlardır. Acının eğittiği İslâm toplumları da çaresiz değildir. Çünkü her gecenin bir sabahı, her kışın bir baharı ve her yıkılışın içinde yeni bir diriliş tohumu vardır. Yeter ki ümidi kaybetmeyelim, birbirimizi sevmekten ve yeniden ayağa kalkma iradesinden vazgeçmeyelim.

Prof. Dr. Hadi SAĞLAM İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir