
HUKUKUN INSANDAN BAŞLAYAN ANAYASASI
FITRATIN ANAYASASI
İÇ HUKUK BOZULURSA DIŞ HUKUK ÇÖKER
İnsandan Topluma Toplumdan Devlete Fıtrat Kanunu
Prof. Dr. Hadi SAĞLAM • İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
| FIRAT KÂİNATIN DIŞ HUKUKU • FITRAT İNSANIN İÇ HUKUKUDUR
﴿قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِ﴾ “De ki: Herkes kendi şâkilesi üzere amel eder.” (İsrâ, 17/84) Şâkile, insanın fıtratını, tabiatını, cibilliyetini, mizacını, istidat ve kabiliyetlerini kuşatan yaratılış kodudur. Her toprak kendi ikliminde başka bir meyve verdiği gibi, her insan da kendi fıtratı içinde farklı istidatlarla gelişir; adalet, herkesi aynılaştırmak değil, her fıtratı kendi hakikati içinde tanımak, korumak ve geliştirmektir. |
KURUCU ÇERÇEVE
Fıtrat mı değişti, yoksa Fırat mı? Fırat yatağından çıkarsa coğrafya; insan fıtratından uzaklaşırsa vicdan, toplum ve devlet taşar. Yağmur her toprağa yağar; fakat her toprak aynı ürünü vermez. Ormanda her ağacın meyvesi, her canlının ihtiyacı farklıdır. İnsan gülü sever, deve dikeni. Yaratılıştaki farklılık düzensizlik değil, varlığın kendi ölçüsü içinde kurduğu ahenktir. Hukuk bu farklılığı yok ederek değil, eşit insan onuru ve ortak adalet ölçüsü içinde koruyarak meşruiyet kazanır.
BAŞLANGIÇ HÜKMÜ İNSAN KENDİ İÇİNDE BİR HUKUK ÂLEMİDİR
Kur’ân’ın فِطْرَتَ اللّٰهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا hükmü (er-Rûm 30/30), insanın yaratılışında hakikati tanımaya, iyiyi istemeye ve adalete yönelmeye elverişli bir istidat bulunduğunu bildirir. Bu metinde buna iç hukuk diyoruz. İç hukuk; akıl, vicdan, merhamet, irade, haya ve sorumluluk kabiliyetidir. Dış hukuk ise bu iç ölçünün aileye, topluma, devlete, kuruma ve kanuna dönüşmüş biçimidir.
Fıtrat, insanın her arzusunu kendiliğinden meşru kılan başıboş bir tabiat değildir. O, yön verilmeye açık bir imkân ve ölçüdür. Akıl onu kavrar, vahiy istikamet verir, ahlâk olgunlaştırır, hukuk sınırlarını belirler. İç hukuk dış hukukun vicdanını; dış hukuk iç hukukun toplumsal güvencesini oluşturur. Biri olmadan diğeri ya güçsüz kalır ya da çıplak güce dönüşür.
BİRİNCİ KISIM İÇ HUKUK İNSANIN KENDİ İÇİNDEKİ ANAYASA
MADDE 1 FITRAT INSANIN ILK NORMUDUR Kanun insandan sonra yazılır; fıtrat insanla birlikte yaratılır. Hukuk, insanı soyut bir nesne gibi biçimlendiremez. İnsanın onurunu, ihtiyaçlarını, kabiliyetlerini ve sorumluluk taşıma gücünü okuyarak kurulmalıdır.
MADDE 2 VICDAN IÇ HUKUKUN ILK MAHKEMESIDIR İnsanın ilk muhasebesi kendi içinde başlar. Ancak vicdan da bilgi, eğitim ve ahlâk ile diri tutulmalıdır. Körelmiş vicdan susabilir; adaletli hukuk onun sesini uyandırır. Kanundan kaçılabilir, fakat insan kendi hakikatiyle yüzleşmekten bütünüyle kaçamaz.
MADDE 3 AKIL FITRATIN TERAZISIDIR Akıl vahyin rakibi değil, hakikati anlamak için verilmiş ilâhî emanettir. Akıl metni hayatla, hükmü amacıyla ve yetkiyi sorumlulukla buluşturur. Akıl susturulursa taklit, vicdan susturulursa zulüm, irade susturulursa şahsiyetsizlik büyür.
MADDE 4 ARZU SUÇ DEĞIL IMTIHAN ALANIDIR Açlık fıtrattır; hırsızlık değildir. Öfke fıtrattır; zulüm değildir. Sevme arzusu fıtrattır; ihanet değildir. Mülkiyet arzusu fıtrattır; gasp değildir. Hukuk yaratılışı mahkûm etmez; davranışı başkasının hakkı ve ortak adalet ölçüsüyle sınırlar.
| KANUN FITRATI YARATMAZ • ONU OKUR KORUR VE ADALETLE SINIRLAR |
İÇ HUKUKTAN DIŞ HUKUKA GEÇIŞ
MADDE 5 FITRAT TEK TIP INSAN ÜRETMEZ İnsanlar aynı değerde, fakat aynı özellikte değildir. Mizaç, kabiliyet, eğilim, düşünce ve tecrübe farklılıkları kusur değil, yaratılışın zenginliğidir. Hukukun görevi insanları birbirinin kopyası yapmak değil, farklı insanların aynı adalet göğü altında yaşayabilmesini sağlamaktır.
FARKLILIK EŞİTLİĞİN DÜŞMANI DEĞİLDİR
Yağmurun aynı oluşu toprağın aynı ürünü vermesini gerektirmez. Eşitlik, herkesi aynı kalıba sokmak değil; her insana aynı onuru tanımak ve benzer durumlara aynı ölçüyü uygulamaktır. Fıtrat farklılığı, ayrıcalık veya ayrımcılık üretmez. Bilakis hukuk, farklı kabiliyet ve ihtiyaçları görerek eşitliği hakkaniyetle tamamlar. İnsan haklarında eşitlik, görev ve sorumluluklarda ehliyet, kamu hizmetinde liyakat esastır.
İKİNCİ KISIM DIŞ HUKUK FITRATIN TOPLUM VE DEVLETTEKİ TECELLİSİ
MADDE 6 ÖRF TOPLUMUN YAŞAYAN HAFIZASIDIR Bireyde akıl ne ise toplumda sahih örf odur. Örf geçmişin kör tekrarı değil, uzun toplumsal tecrübeden süzülmüş müşterek akıldır. Yazısız bir hukuk kaynağıdır; fakat her alışkanlık hukuk değildir. Fıtrata, adalete, insan onuruna ve hukukun üst ilkelerine aykırı uygulama yaygınlaşsa bile meşruiyet kazanamaz.
MADDE 7 ADALET FITRATIN KAMUSAL ADIDIR Adalet soyut bir temenni değil; ailede, mirasta, işe alımda, makam dağıtımında, ticarette, ücrette, eğitimde ve kamu hizmetinde görülen somut ölçüdür. Eşit olanı eşit, farklı olanı haklı sebebi ölçüsünde farklı değerlendirmek gerekir. Haklarda kimlik sorulmaz; görevlerde ehliyet ve liyakat aranır.
MADDE 8 AILE IÇ HUKUKLA DIŞ HUKUK ARASINDAKI ILK KÖPRÜDÜR Devlet insanı aileden teslim alır. Çocuk ailede güveni, sınırı, sorumluluğu, merhameti ve hakkı öğrenir. Ailede sevgi yoksa toplumda güven; sorumluluk yoksa devlette disiplin; adalet yoksa çocukta hak bilinci zayıflar. Aile yalnız özel hayat kurumu değil, medeniyetin ilk hukuk mektebidir.
MADDE 9 DEVLET FITRATIN EFENDISI DEĞIL EMANETÇISIDIR Devlet insan için vardır; insan devlet için yaratılmamıştır. Makam mülk, yetki imtiyaz, kamu malı ganimet değildir. Devletin büyüklüğü insan karşısındaki kudretiyle değil, insan onurunu koruma ve güçsüzü güçlü karşısında güvenceye alma kabiliyetiyle ölçülür.
İÇ HUKUKUN KAMUSAL SONUCU
İç hukuk kişiye sorumluluk bilinci verir; dış hukuk bu sorumluluğu herkes için bağlayıcı kurala dönüştürür. Ahlâk insanı yalnızken de doğru davranmaya çağırır; hukuk, başkasının hakkını ihlal eden davranışa kamusal sınır koyar. Bu sebeple hukuk ahlâkın tamamı değil, toplumsal hayat için gerekli asgarî adalet düzenidir. Medeniyet ise bu asgarî sınırın merhamet, fazilet ve sorumlulukla yükselmesidir.
| HAKLARDA EŞİTLİK • GÖREVLERDE EHLİYET • KAMU EMANETİNDE LİYAKAT |
FITRAT KANUNUNUN MEDENIYET HÜKMÜ
MADDE 10 HUKUKUN RUHU ADALET BEDENI KANUNDUR Kanun ile hukuk aynı şey değildir. Her kanun hukuk üretmeyebilir; gerçek hukuk adaletten kopamaz. Lafız amacı boğduğunda şekil kalır, ruh gider. Hukuk; lafzı maksatla, hükmü hikmetle, yetkiyi sorumlulukla ve gücü adaletle sınamak zorundadır. Bu sebeple usul, esastan önce gelir; adalete götürmeyen yöntem, doğru sonucu da kalıcı kılamaz.
MADDE 11 FITRATA AYKIRI KALKINMA MEDENIYET DEĞILDIR Teknoloji büyürken insan küçülüyor, gelir artarken merhamet azalıyor, hukuk fakülteleri çoğalırken adalet duygusu geriliyor ve iletişim gelişirken insanlar birbirini duyamıyorsa ilerleme vardır; fakat kemal yoktur. Medeniyet eşyanın çoğalmasıyla değil, insanın onur, sorumluluk ve adalet bakımından yükselmesiyle ölçülür.
MADDE 12 FITRAT KANUNUNUN DEĞIŞMEZ HÜKMÜ İnsanı kaybeden aileyi; aileyi kaybeden toplumu; toplumu kaybeden devleti; adaleti kaybeden medeniyeti kaybeder. Fıtrat korunursa vicdan dirilir; vicdan dirilirse ahlâk kök salar; aile güçlenir, toplum güven kazanır, hukuk işler ve devlet meşruiyet kazanır.
FITRAT DOĞRUDAN KANUN DEĞİL ÜST ÖLÇÜDÜR
Fıtrat, ayrıntılı hükümler veren yazılı bir kanun kitabı değildir. İnsanı ve toplumu düzenleyen hükümlerin yönünü tayin eden üst ölçüdür. Bu ölçü, hukuka insan onurunu koruma, zararı önleme, adaleti gerçekleştirme ve yaratılıştaki meşru farklılıkları gözetme görevi yükler. Ayrıntılı hukuk kuralları ise vahyin ilkeleri, akıl, içtihat, sahih örf, toplumsal ihtiyaç ve ortak tecrübe birlikte değerlendirilerek üretilir.
İÇ HUKUK VE DIŞ HUKUK BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR
Yalnız vicdana dayanan düzen yaptırımsız; yalnız kanuna dayanan düzen ruhsuz kalabilir. İç hukuk insanı kendi iradesiyle adalete yöneltir; dış hukuk başkasının hakkını güvenceye alır. Sağlam hukuk düzeni, insanın içindeki sorumlulukla devletin uyguladığı dış yaptırımı karşı karşıya getirmez. Vicdanı kanunun ön şartı, kanunu da hakkın kamusal teminatı hâline getirir.
SON HÜKÜM FITRAT OKUNMADAN MEDENİYET YAZILAMAZ
İnsanlığın en eski kitabı kâğıda değil, yaratılışa yazılmıştır. Fırat’ın bir yatağı olduğu gibi fıtratın da bir yatağı vardır. Nehri yatağından koparırsanız coğrafya; insanı fıtratından koparırsanız nefis taşar. Nefis taşınca ahlâkın sınırları, ahlâk çökünce hukukun duvarları, hukuk çökünce devletin temelleri sarsılır.
Çağımızın temel meselesi yalnız ekonomi, teknoloji veya siyaset değildir. Asıl mesele insanı kendi hakikatiyle yeniden buluşturmaktır. Yeni medeniyetin ilk taşı insan, harcı ahlâk, ölçüsü adalet, mahkemesi vicdan ve anayasası fıtrat olacaktır.
| FITRATI KORU Kİ İNSAN YAŞASIN • İNSANI KORU Kİ HUKUK YAŞASIN • ADALETİ YAŞAT Kİ MEDENİYET YAŞASIN |
Prof. Dr. Hadi SAĞLAM
İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
