Bir Kelimenin İçine Sığmayan Fikir

Bir Kelimenin İçine Sığmayan Fikir

“Üniversite” kelimesi ilk bakışta sıradan bir kurum adı gibi görülebilir. Bize kampüsleri, derslikleri, sınavları, akademik unvanları çağrıştırmaktadır. Ancak “üniversite” kelimesinin kökenine doğru bir yolculuk yaptığımızda bu çağrışımların ne kadar yüzeysel olduğunu fark ederiz. Bu durum kavramın zamanla değişmesinden de kaynaklı olabilir. Bu yazımda kavramın zamanla nasıl değiştiği ve değişirken özünün nasıl etkilendiği üzerine konuşmak istiyorum.

Üniversite Latince “universitas” kelimesinden gelmektedir ve “universus” kelimesinden türemiştir. Bütün, tüm, bir araya gelmiş olan anlamlarını taşımaktadır. İlk kullanımı bir bina ya da bir kurumdan öte bir topluluğu ifade etmektedir. Üniversite başlangıçta bir mekan değil, bir ilişki biçimidir. Kelimenin ruhu bir yere değil bir birlikteliğe işaret etmektedir. Bu birliktelik ise yalnızca insanların fiziksel olarak bir arada bulunması değil; düşüncelerin, yöntemlerin, şüpheleri, merakların, soruların ve cevapların bir araya gelmesidir.

Üniversiteyi anlamak için şu soruyu sormak daha anlamlı olur, “Bir topluluğu üniversite yapan şey nedir?”

Sadece bilgi üretmek mi? – Eğer öyle ise laboratuvarlar, şirketler, araştırma merkezleri de bilgi üretirler.

Sadece öğretmek mi? – Eğer öyle ise her okul üniversite olurdu.

Sadece diploma vermek mi? – Bu durum üniversiteyi sadece bürokratik bir makineye indirgemek demektir.

Üniversiteyi üniversite yapan şey tek tek bunlar değil, hatta bunların hepsi birlikte etkileşimleri bile değildir. Üniversite “bilgiye karşı alınan bir tavırdır” ve bu tavır şüphecidir. Cevaplardan çok sorular ile ilgilenir, bilgiyi depolamak yerine onu sürekli sorgulayan bir zihin halidir. Bu sebeple üniversite yalnızca öğreten değil, aynı zamanda yanılmayı göze alan bir alandır.

Üniversite bazen bilgi üretim merkezi olarak görülmüştür fakat bu da tam olarak doğru değildir, üniversite bilgiyi üretmekten çok onun peşinde dolaşan bir yapıdır, bilgiyi sabitlemez, hakikati sürekli hareket halinde tutar. Bilgiyi koruyan değil, sürekli yeniden kuran bir yerdir. Ama bu noktada bir gerilimle karşılaşırız, modern dünya üniversiteye daha fazla işlen yüklemiştir, ekonomik katkı beklenir, teknoloji üretmesi beklenir, iş gücü yetiştirmesi beklenir. Bu beklentiler anlaşılabilir beklentilerlerdir. Ancak bu beklentiler arttıkça asıl soru arka planda kalır.

“Bilmek ne demektir?”

Kelimenin kökenine tekrar dönecek olursak bir bütünlük fikri görürüz. Bu bütünlük disiplinlerin toplamı değil, ya da disiplinlerin yanyana gelmesi değil, birbirine dokunabilmesidir. Bir biyologun felsefeyle, bir mühendisin sanatla, bir tarihçinin matematikle temas edebildiği bir alandır.  Bu anlamda üniversite sadece bilgi üreten değil aynı zamanda bilgiler arasında ilişki kuran bir yapıdır. Belki de onu diğer tüm kurumlardan ayıran şey budur.

 

Universitas: bir bütün, bir topluluk, bir birliktir.

Aynı cevapları verenlerin değil, farklı sorular soranların birliği.

Ve belki de üniversite tam olarak budur:

Cevapların değil soruların bir arada yaşadığı yer.

 

Dr. Ömer Can ÜNÜVAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir