İNSAN APLİKASYONLARI

İNSAN APLİKASYONLARI

Neden Aynı Hataları Tekrar Tekrar Yapıyoruz?

Yazan: Murat Öztarhan

İnsan aynı hatayı iki kez yapmaz derler. Ben buna katılmıyorum. İnsan, içinde çalışan sistemi tanımadığı sürece aynı hatayı farklı kişilerle, farklı şehirlerde, farklı zamanlarda tekrar yaşayabilir. Değişen yalnızca isimlerdir. Çalışan aplikasyon aynı kaldığı sürece sonuç da değişmez.

Bir insan farklı ilişkiler kurar, fakat her ilişkinin sonunda aynı kırgınlıkla karşılaşır. İşini değiştirir, yeni iş yerinde de benzer çatışmaların içine girer. Yeni ortaklıklar kurar, yeni kararlar alır, yeni başlangıçlar yapar; bir süre sonra kendisini tanıdığı bir sonucun karşısında bulur.

Bu tekrarları şanssızlıkla, yanlış insanlarla ya da kötü şartlarla açıklamak kolaydır. Zor olan, aynı sonucu üreten iç sistemi fark etmektir.

İnsan Aplikasyonları tam burada başlar.

İnsan yalnızca görünen davranıştan ibaret değildir. Davranışın arkasında tepkiyi hazırlayan, karara yön veren, ilişkiyi şekillendiren görünmez sistemler vardır. İnsan bu sistemleri tanımadığında kararlarını bütünüyle kendi iradesiyle verdiğini düşünür. Oysa geçmişten taşınan korkular, savunmalar, alışkanlıklar, eksiklik duyguları ve öğrenilmiş tepkiler kararın içine çoktan yerleşmiştir.

Bir insan sürekli yanlış kişilere güveniyorsa yalnızca karşısına çıkan insanlara bakmak yeterli değildir. Güvenme biçimine de bakılmalıdır. Bir insan her ilişkide kendisini unutacak kadar fedakârlık yapıyorsa yalnızca karşı tarafın bencilliği konuşulmamalıdır. Onu sürekli vermeye zorlayan iç sistem de görülmelidir. Bir insan başarıya yaklaştığı her dönemde geri çekiliyorsa yalnızca dış şartlar incelenmemelidir. Başarıyla birlikte açılan korku, değersizlik ya da öz sabotaj aplikasyonu da okunmalıdır.

Tekrar eden hata, insanın kötü olduğunu göstermez.

İçeride çalışan sistemin henüz tanınmadığını gösterir.

İnsan, kendisine zarar veren davranışı neden sürdürdüğünü anlamadığında aynı döngüye yeni açıklamalar bulur:

“Bu kişi farklıydı.”

“Bu kez şartlar değişmişti.”

“Ben elimden geleni yaptım.”

Bu cümlelerin içinde doğruluk payı bulunabilir. Ancak sonuç sürekli aynıysa dışarıdaki ayrıntılardan önce içerideki düzen incelenmelidir.

Karşıdaki kişi değişebilir; seçme biçimi değişmeyebilir.

Şehir değişebilir; korku aynı kalabilir.

İş değişebilir; otoriteyle kurulan ilişki değişmeyebilir.

Eş değişebilir; terk edilme alarmı aynı güçle çalışabilir.

Gelir artabilir; parayla kurulan güvensiz bağ yerinde kalabilir.

İç sistem değişmediğinde hayat yalnızca dekor değiştirir.

Bu nedenle İnsan Aplikasyonları, insana “Neden yine aynı şey başıma geldi?” sorusundan önce başka bir soru sordurur:

Şu an bende hangi aplikasyon çalışıyor?

Bu soru insanı suçlamak için sorulmaz. İnsanın kendisini daha doğru okuyabilmesi için sorulur. Çünkü fark edilmeyen aplikasyon insanı yönetir. Fark edilen aplikasyon ise incelenebilir, sınırlandırılabilir ve yeniden düzenlenebilir.

Dönüşümün ilk adımı, tekrarı kabul etmektir.

İnsan kendi hayatında tekrar eden sonucu açıkça görmelidir. Her ilişkide aynı kırgınlık yaşanıyorsa bunu yalnızca talihsizlik olarak açıklamamalıdır. Her işte aynı çatışma çıkıyorsa bütün sorumluluğu karşı tarafa yüklememelidir. Her başlangıç aynı noktada yarım kalıyorsa dış şartların yanında kendi iç düzenine de bakmalıdır.

İkinci adım, insanın kendisini davranışıyla aynı şey sanmamasıdır.

“Ben böyleyim” cümlesi değişimin kapısını kapatır.

“Şu an bende bu aplikasyon çalışıyor” cümlesi ise yeni bir alan açar.

Çünkü insan karakterine hüküm verdiğinde kendisini sabitler. Aplikasyonu fark ettiğinde ise onu izleyebilir, sorgulayabilir ve yeni bir davranış geliştirebilir.

Üçüncü adım, tetikleyiciyi bulmaktır.

Hangi söz bu sistemi açıyor?

Hangi insanın yanında aynı duygu yükseliyor?

Hangi ortam eski korkuyu yeniden harekete geçiriyor?

Hangi olay insanda değersizlik, öfke, kaçış ya da aşırı fedakârlık oluşturuyor?

İnsan tetikleyiciyi görmeden yalnızca sonuca müdahale eder. Sonuç bir süre değişir gibi görünür. Sistemi besleyen kaynak yerinde kaldığı için eski davranış yeniden ortaya çıkar.

Dördüncü adım, ilk tepkiyi ertelemektir.

İçeride çalışan aplikasyon hız ister.

Öfke hemen konuşmak ister.

Korku hemen kaçmak ister.

Onay arayışı hemen teslim olmak ister.

Haklılık aplikasyonu hemen karşılık vermek ister.

İnsan ilk tepkiyi durdurabildiği anda aplikasyonla arasına mesafe koyar. Bu kısa mesafe, yeni kararın doğduğu yerdir.

Beşinci adım, yeni davranışı küçük ölçekte kurmaktır.

Her şeye “evet” diyen insan bir yerde “hayır” demeyi öğrenir.

Sürekli kaçan insan küçük bir konuşmayı tamamlar.

Her tartışmada haklı çıkmak isteyen insan bir kez dinlemeyi seçer.

Kendini sabote eden insan kusursuz başlamayı değil, başladığı işi bitirmeyi hedefler.

Öfkesine teslim olan insan konuşmadan önce beklemeyi öğrenir.

Kalıcı değişim, büyük sözlerle değil; her gün tekrarlanan küçük ama doğru davranışlarla oluşur.

İnsan geçmişini silemez. Yaşadıklarını yok sayamaz. İçinde oluşan bütün kayıtları tek günde değiştiremez. Fakat hangi aplikasyonun çalıştığını gördüğü anda ona teslim olmamak için yeni bir yol açabilir.

Kendini tanımak yalnızca güçlü ve zayıf yönlerini bilmek değildir. Hangi olayın sende hangi sistemi açtığını görebilmektir. Hangi sözün seni neden öfkelendirdiğini, hangi kişinin yanında neden küçüldüğünü, hangi başarı ihtimalinin seni neden geri çektiğini anlayabilmektir.

Kalıcı dönüşüm, davranışı bastırmakla değil, davranışı üreten sistemi tanımakla başlar.

Aynı hata tekrar ediyorsa hayat insana yeni bir ceza vermiyor olabilir. Görülmeyen sistemi yeniden görünür hale getiriyor olabilir.

İnsan Aplikasyonları’nın temel yaklaşımı budur: İnsanı yargılamak yerine, içinde çalışan sistemi okumak. Davranışa yalnızca doğru ya da yanlış demek yerine, o davranışın hangi iç kaynaktan beslendiğini anlamak.

Çünkü insan kendisini doğru yerden okumaya başladığında seçimleri değişir. Seçimler değiştiğinde sonuçlar da değişmeye başlar.

Çalışan aplikasyon değiştiğinde hayat aynı sonucu yeniden üretmek zorunda kalmaz.

Kendinize bugün tek bir soru sorun:

Şu an bende hangi aplikasyon çalışıyor ve ben ona teslim olmadan hangi yeni davranışı seçebilirim?

Murat Öztarhan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir