Dünyamızdaki su kaynaklarının % 96,7’si tuzlu su, %3,3’ü tatlı sudur. Tatlı suların çok büyük bir kısmı ise buzullar halinde bulunmaktadır. Bizim içme ve kullanma suyu olarak faydalandığımız yüzey sularının oranı binde üç (% 0,3) civarındadır.
Yapılan araştırma sonuçlarından elde edilen verilere ve oluşturulan projeksiyonlara göre, gelecek 50 yıl içinde Dünya nüfusunun % 40’ının ciddi anlamda su kıtlığı ile karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. Yerküremizde 2025 yılı itibariyle 3 milyar civarında insanın su stresi altında olduğu düşünülmektedir. Türkiye de su stresi altında bulunan ülkeler arasındadır ve önlem alınmazsa, gelecek on yıllar içinde su fakiri olabilir.
Dünya nüfusunun her geçen gün artması, şehirleşme ve endüstriyel faaliyetler sebebiyle içme ve kullanma suyuna olan talebi her geçen gün artırmaktadır. Bunun sonucu olarak kirletilen tatlı su kaynakları hem doğal ekosistemlerin dengesini bozmakta hem de geleceğimizi tehdit etmektedir. Bu durumda, mevcut su kaynaklarının profesyonel şekilde yönetimi, akılcı çözümler ve stratejiler ile kullanılan suyun geri dönüştürülerek tekrar kullanılabilmesi, bir zorunluk haline gelmiştir. Bu bağlamda, gri su kullanımı ve yağmur suyu hasadı kavramları ön plana çıkmaktadır.
Gri su, klozet ve tuvaletlerden gelen sular hariç, evsel kaynaklardan toplanan atık suya verilen isimdir. Dünya genelinde toplam evsel atık suların yaklaşık %65’ini gri su oluşturmaktadır. Gri su; Hastalığa sebep olabilen patojen mikroorganizmaları, deterjan kalıntılarını, yağları, yüzey aktif maddeler ile klorür ve sülfatları içerebilir. Bu nedenle gri suyun kullanımdan önce arıtılması ve patojenlerin imha edilmesi gerekmektedir. Ev, okul, hastane, alışveriş merkezleri vb. yaşam alanlarında meydana gelen gri su, arıtıldıktan sonra tuvaletlerde, ilgili yapıya ait park ve bahçelerin sulanmasında kullanılabilir. Gri suyun arıtıldıktan sonra tuvalet sifonlarında kullanılmasıyla toplam su tüketiminden yaklaşık %30’unun tasarruf sağlanabileceği hesaplanmıştır.
Ülkemiz nüfusunun 2030 yılında 100 milyona ulaşması halinde, kişi başına düşen su miktarı 1.120 metreküpe düşecektir. Son yıllarda şiddeti giderek belirginleşen kuraklık hem tarımsal üretimi hem de içme ve kullanma suyuna ulaşmayı günden güne güçleştirmektedir. Bu olumsuz etkilerin en aza indirilmesinde, su tasarrufunun yanı sıra suyun kullanımında yeni stratejilerin devreye sokulmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu stratejilerden birisi de herkesin kolayca hayata geçirebileceği bir yöntem olan yağmurun yağdığı alanda yağmur suyunun hasat edilip, depolanmasıdır.
Resmi Gazete’nin 11 Mart 2025 tarih ve 32838 sayılı nüshasında yayınlanan yönetmelik gereğince; Binalarda yapılacak olan gri su sistemlerinde yalnızca duş, küvet gibi yıkanma yerlerinden ve el-yüz yıkama lavabolarından elde edilen hafif gri su (mutfak lavabosu, çamaşır ve bulaşık makinası atık suları hariç) toplanabilir. Gri su sistemlerinden temin edilen su, yalnızca tuvalet rezervuarlarında/sifonlarında kullanılabilir. Yağmur suyu toplama sistemi bulunan yapılarda, gri su toplama sisteminin yağmur suyu toplama sisteminden ayrı planlanması esastır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 1 Ocak 2026’dan itibaren yürürlüğe girecek yönetmeliği hayata geçirildiğinde, belli büyüklükteki özel ve kamu binalarında yağmur suyu hasadı sistemi ve gri su sistemleri zorunlu olacak. Düzenleme ile yılda 10 milyon metreküp su tasarrufu sağlanması hedeflenmektedir.
Ülkemizde kuraklığın etkisinin azaltılması, tatlı su kaynaklarının korunması ve akılcı kullanımı konusunda atılan bu adımın, toplumun bütün katmanları tarafından benimsenmesi ve hayata geçirilmesi en büyük dileğimdir. Zira su, insanoğlu tarafından üretilemeyen ve insanlığa verilen Rahmanî bir hediyedir.
