
Harita şehrin kendisi midir?
Şehrin sokaklarında yürürken etrafımızda olayları gözlemleriz, insanlarla konuşuruz, hava yağmurluysa farklı, güneşli ise farklı hareketler sergileriz ve deneyimlediğimiz her şeyin gerçeğin kendisi olduğunu düşünürüz. Fakat bilim dünyasına adım attığımızda olayların bu şekilde işlemediğini görürüz. Bilim gerçek dediğimiz şeyi olduğu gibi değil anlaşılabilir ve işlenebilir hale getirilmiş bir biçimiyle işlemektedir. Çünkü doğa kendi halinde ele alındığında açıklanması zor karmaşık bir örgü sergilemektedir. Bilim bu karmaşıklığı modeller yoluyla sadeleştirir.
Bu sadeleştirme işlemi sadece pratik bir zorunluluk olmaktan öte, aynı zamanda bilimsel düşünmenin temel yöntemlerinden biridir. Bir orman ekosistemini, bir hücreyi, toplumun işleyişini veya beynimizin çalışma mekanizmalarını incelemek istediğimizde sayısız değişken ile karşılaşırız. Bu değişkenlerin tümünü aynı zamanda hesaba katmak elimizdeki bilgi ve teknoloji ile mümkün değildir. Karmaşıklıktan kaynaklanacak sorunları çözmek ve gerçekliği temsil eden bir şeye ihtiyaç duyarız. Bu temsilin adı “model”dir.
Bilim tarihinde en sık kullanılan cümlelerinden biri 1976 yılında George Box tarafından kurulmuştur. “Tüm modeller yanlıştır. Ama bazıları kullanışlıdır”. Hiçbir model tamamen doğru değildir, fakat basit modellemeler eğer akıllıca uygulanırsa değerli görüler sağlayabilir. Bu söz ile modelin doğası özetlenmektedir. Model gerçek değildir; ama gerçek hakkında işimize yarayacak bir şeyler fısıldamaktadır. Tıpkı şehir haritaları gibi.
Haritalar ilgili bölgenin temsilidir, şehrin aynısı değildir. Haritalarda binaların geçmişlerini göremezsiniz, sokaklarda yaşayan insanların seslerini duyamazsınız, yol kenarlarında ekilen çiçeklerin kokularını alamazsınız ve mahallelerin ruhlarını hissedemezsiniz. Haritalar gerçek algısını eksiltir, soyutlar. Ama onları kullanarak şehirlerin içinde kaybolmadan hareket edebiliriz.
Bilimsel modeller de bu şekildedir. Gözleminin bazı ayrıntılarını korumaktadır ve bazılarını bilerek dışarıda bırakır. Bu bilinçli eksiltme hata değil zorunluluktur. Her olguyu aynı anda ele almak bizi kaotik bir duruma sürükler ve ilerleme kaydedemeyiz. Bilim önce basit modeller oluşturur, sınar, geliştirir, karmaşıklaştırır ve yeniden sadeleştirir. Kısaca açıklayacak olursak her model gerçeğin nihai bir resmi değildir, onu anlayabilmemiz için gerekli olan bir basamaktır.
Bilimsel modeller iki temel prensip ile işlemektedir bunlara, gerçekliği basitleştirmenin araçları diyebiliriz. Bu yöntemlerden biri “soyutlama”dır. Önemsiz değişkenler dışarda bırakılmaktadır. Örneğin bir nehir ekosistemini ele almak istersek önümüze su ve toprak kimyası, canlı çeşitliliği, mikroorganizmalar, mevsimsel değişimler ile meydana gelen fiziki ve kimyevi değişiklikler vs. gibi birçok değişken çıkar. Fakat bunu basit bir enerji ve madde akışı sistemi olarak modelleyebilir ve diğer olgulardan soyutlayabiliriz. Diğer bir yöntem ise “idealizasyon”dur. Buna ise en iyi örnek fizikten gelmektedir. Hiçbir yüzey sürtünmesiz değildir ancak fizikte cisimlerin hareketini anlayabilmek için sürtünmenin olmadığı bir yüzey hayal ederiz. Bu “gerçek olmayan şey”, “gerçek dünya”yı anlamamız için bize yardımcı olur. Bilim gerçekliği bilerek bozmakta ve anlam kazanmasını sağlamaktadır.
Genetik bilimini düşündüğümüzde Mendel aklımıza gelir. Bezelyeler üzerinde çalışmıştır kalıtımı ve baskın-çekinik gibi basit kategoriler ile açıklamıştır. Ama bugün biliyoruz ki birçok özellik çoklu genler ile taşınmaktadır, genler çevre ile etkileşim halindedir ve gen ekspresyonu dinamik bir süreçtir. Mendel’in modeli tam değildi ama çığır açmıştı. Karmaşık bir sistem anlaşılabilir bir halde sunulmuştu. Doğasında olduğu gibi karmaşıklığa doğru ilerleme kaydetmektedir.
Bilimsel modelleri “gerçekliğin fotoğrafı” sanmak bilimi ve bilimin anlatmaya çalıştıklarını yanlış anlamak demektir. Gerçeğin çalışabilir bir versiyonudur model. Kendi beynimiz bile dünyayı saf haliyle değil model halinde algılamaktadır. Göz görüntüyü aktarır, beynimiz yorumlar, dönüştürür ve tamamlar. Algımızın da temeli bir nevi modeldir.
Modeller gerçeği azaltmaktadır, fakat bu azaltma bizi kör etmez aksine yolu gösterir. Harita bölgenin kendisi değildir ama onsuz da yönümüzü bulamayız.
Bu sebeple bütün modeller yanlış olabilir fakat bazıları hayat kurtarır.
Dr. Ömer Can Ünüvar
